Editör Arşivi

2 Ön Libero Meselesi

Bugün 2 maçı da dönüşümlü izleme fırsatı buldum. Fenerbahçe’yi 2 senedir 2 ön liberolu düzen yüzünden birçok yazar eleştirdi. Bu sistem yüzünden Fenerbahçe’nin Turkcell Süper Ligde şampiyonluğu kaybettiği yazıldı çizildi.

Sivas maçında Galatasaray 3 stoper 3 ön libero ve atak yapmayan 2 bek ile oynadılar. Neredeyse bütün maçlarını bu mantık ile oynadılar ve Fenerbahçe maçında bile 35 dakika bu sistem ile oynadılar. Hatta bazı Anadolu maçlarında stoperlerini ataklara kattılar. Hiç kimse çıkıpta bu yanlış bu böyle olmaz diye eleştiride bulunmadı. Ligimizin böyle bir şampiyonu var. Avrupa da köy takımlarından 3’er 5’er goller yiyen bu takım ligimizin şampiyonu oldu. Bizim yazarlarda hala 2 ön liberolu sistem diye inliyorlar.

Maç boyu içimden dua ettim. Bu takım Gençlerbirliğine puan verebilirdi çünkü futbolcuların morali çok kötüydü. Sivas inşallah maça ortak olursa bizimkiler maçı önceden kopartır dedim. Allahtan Sivas maçın belli noktalarında maça ortak oldu ve Fenerbahçe goller attı. Yoksa ligi 4. Bile bitirme olasılığımız vardı. Herşeye rağmen en büyük hayal kırıklığı bu olabilirdi. Önümüzdeki sene bu takım bozulmadan, eksikleri giderilerek çok daha iyi yerlere gelebilir. Bu maçta 2. Olarak bunu garanti altına aldı. Önümüzdeki sene Avrupa da yeni bir destan yazacağız.

Maçta dikkatimi çeken Maldonado’nun oyunu oldu. Çok hareketliydi ve dikine paslar atıyordu. Golü yiyince mecburen kenara alındı. Maldonado çok iyi bir orta saha. Önümüzde ki sene çok iyi işler yapacaktır. Takıma alıştıkça daha iyi olacağının sinyallerini verdi bu maçta. Çıkarılması onun kötü olmasından kaynaklanmıyordu tamamen taktik bir değişiklik oldu.

Önümüzdeki hafta Gençlerbirliği OFTAŞ, Galatasaray’ı yener mi? Artık çok zor. Bir mucize gerekiyor. Gençlerbirliği OFTAŞ’ın bir iddiası kalmadı ve Ali Sami Yen de bu baskıyı kaldırabileceklerini sanmıyorum. Bu ülkeden onurlu mücadele verebilecek bir takımın çıkmasını da beklemiyorum açıkçası. Herkes Kasımpaşa gibi olamıyor.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


Türk Futbolunun Geleceği İçin Şampiyon Fenerbahçe Olmalı

Belki diğer arkadaşlar bu yazılarım için bana kızacaklar, objektif olmadığımı düşünecekler ve bencil olduğumu düşünecekler. Onların ne düşündüğü aslında çok umurumda değil. Ben her zaman objektif oldum ve gördüklerimi söyledim. Söylemeye de devam edeceğim.

Türk futbolunun geleceği için Pazar günü oynanacak maçta Fenerbahçe’nin yenilmemesi gerekiyor. Hatta Fenerbahçe’nin bu sezonu şampiyon bitirmesi gerekiyor.

Galatasaray’ın bu sene şampiyon olması gerçekten müthiş olabilir. Ancak bu bizi sadece 2 ay idare edecek bir yalan rüzgârı olur. Avrupa seviyesine erişmemiz için tüm umutlar azalır. Galatasaray bugüne kadar kurumsallaşma ve spor konusunda büyük çöküş yaşamıştır ve Türk futbolunu da bu hale getirmiştir. Bir zamanlar Avrupada ki başarılarıyla ülkemizi yücelten bu kulüp artık ülkemize zarar vermeye başlamıştır.

Teknik direktörsüz olmak, kurumsallaşma adına hiçbir ilerleme olmaması, kulübün borçlanması, kadro yapısının yetersizliği, devlete olan yük, vb. bir sürü nedenlerle Galatasaray sınıfta kaldığı gibi Türk futbolunu da sınıfta bırakmıştır.

Fenerbahçe’ye bakıyoruz, kurumsal yapılaşma harika, takım birkaç ufak eksik dışında Galatasaray’dan ve tüm Türk takımlarından daha iyi, Devlete olan desteği ortada, kulüpte gelir gider dengesi harika, vb. Saymakla bitmez. Ancak şöyle bir gerçekte var. Pazar günü çıkacağımız maç bozuk giden düzenin maçı olacak. Sahada ki hakemin ne yapacağı, sahadaki futbolcuların ne yapacağını bilemem. Top bizi sevmeyebilir. Biz Ali Sami Yende öyle bir maç oynadık ki Galatasaray tek kale maç yaptı ama maçı 1-0 kazandık. Johnson’ın o golü akılma geldi de futbolda şansı hiçe saymak aptallık olur. O gün yenilebiliriz de ancak bütün Galatasaraylılar ve Beşiktaşlılar dâhil dua etmek zorunda. Pazar günü Fenerbahçe kazanmak ve şampiyon olmak zorundadır.

Hakem iyi veya kötü olabilir, ben artık kimseye güvenmiyorum. MHK Fenerbahçe-Galatasaray derbilerine çıkaracak 2. Bir hakem bulamıyorsa vay o ülkenin haline! Bin kere yazıklar olsun. Fırat Aydınus’un hakemlik seviyesi hakkında konuşmanın bir mantığı yok. Bozuk işleyen düzenin düzgün bir dişlisi olabilir ama birileri onu da bozar. Cüneyt Çakır’ı bozan düzen herkesi bozar.

Aylardır fanatik Fenerbahçeli Kemal Dinçer’i örnek gösteriyor birileri. Ancak kimse Fanatik Galatasaraylı Haluk Ulusoy’u konuşmadı yıllarca. Bozuk düzenin içine onlarda giriyor. O birileri de dua etmeli Fenerbahçe için. Pazar akşamı şans Fenerbahçe’nin yanında olsun veya Galatasaray’ın yanında olmasın.

Boşuna kızmayın dostlar. Fenerbahçe’nin şampiyonluğu herkes için hayırlı olacaktır.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


KORKUYORUM

Bugün stadı dolu görünce Fenerbahçe’nin geçmişten bu yana 10 senede neler yaptığını gördüm. Çok şeyler değişti. Herkesin emeği vardı bu gelişmede. Ancak aklıma o 14 Mayıs günü yaşananlar geldi. 10 senede her şey değişti ancak değişmeyen bir şey vardı, o da Fenerbahçe’yi engellemeye çalışan gruplar. Her şey güzel iken nerden çıktı bu şimdi diyenler olacaktır. Ben zamanı geldiği zaman destekletin en büyüğünü vermiş biri olarak kulübümün her şeyi tam yapmasına rağmen kendimi bazı düşüncelerden alamıyorum. Bu ligin gerçek şampiyonu ve bu lig tarihinin gelmiş geçmiş en büyük kulübüyüz. Ancak bu takım’ı engelleyen bir karşı rüzgâr var. İnşallah hak edenin hakkı verilir diye dua ediyorum.

Maça bakıyorum Fenerbahçe klasik dizilişiyle sahada. Takımın 2 senedir oturmuş bir düzeni var. Tek sorun Kezman’ın moral bulması. Hedeflerine doğru yürüyen bir takım var. Dikkat edin koşan değil, yürüyen bir takım. Sindire sindire ilerliyor. Sağda Gökhan Gönül harika, Kazım ile iyi anlaştılar, solda eksiklerimiz var ancak her şeye rağmen iyiler. Orta sahada Alex ve Kezman gol için yükleniyor ve arkalarından Aurelio destek veriyor. Defans gerekeni yapıyor. Gollerde ardı sıra geliyor.

Kezman maçın başında öyle goller kaçırdı ki eminim sıfırı işte o dakikalarda yaşamıştır. Ancak attığı gol ile hayat buldu. Herkes endişelerini korkularını bir yana attı ve takım oynamaya başladı. Forvet çok gol kaçırdı. Bu maç 4-1 lik bir skorla bitmezdi iyi bir forvet olsa idi.

Fenerbahçe’nin şu yönlerde eksikliği vardı. Korner atışlarında veya göbekten yapılan ataklarda top Alexde iken savunma topu karşıladığında arkadan pozisyonun devamını getiren bir oyuncu yok. Appiah bunu çok yapardı ve goller atardı ancak bunu yapacak bir Deivid var ve o da zaman zaman bunu yapıyor. Bu pozisyonların golle sonuçlanmasın değil de karşı atak olarak dönmesi huzursuz ediciydi.

Selçuk ile Maldonado arasında büyük farklar var bunu maçta gördük. Eğer ki Maldonado takım arkadaşlarına ısınıp dikine oynarsa çok iyi işler yapar. Selçuk’un şu an Maldonado’ya göre en büyük üstünlüğü bu. Selçuk’un şu an en büyük düşmanı istikrarsızlık. Oyun oynamasından bahsetmiyorum, futbol kalitesinde ki istikrarsızlık. Eskiden maçtan maça fark ediliyordu şimdi maç içerisinde değişiklikler oluyor. Selçuk’un artık bir oyun tarzına sahip olması lazım. Maldonado bu konuda Selçuk’a göre Avrupa da oynanacak maçlarda daha ağır basıyor.

Bu takımda bu kadar az eksik var ve bu kadar az hata var ve her şeye rağmen bunların onda birini yapmayan bir takım şampiyon olacak. Korkum bu. İnsanımız çabuk unutuyor gerçekleri korkum bu.

Haftaya Ali Sami Yen’de final niteliğinde bir maç var. İstanbul Büyükşehir Belediye maçının skoru çok büyük önem taşıyor elbette ki ancak Fenerbahçe o maçında mutlak favorisi ama korkuyorum. Çünkü sahada futbol oynanmayacak.

Abdullah Aksoğan abdullahaksogan@hotmail.com


Bobo’nun Kasım Ayında Dediği Gibi “Şampiyon Galatasaray”

Dünkü Galatasaray – Trabzonspor maçını izledim, birde bugünkü maçı. Arada öyle farklar var ki hem hakemler boyutunda hem de takımlar boyutunda. Ankaraspor’un Galatasaray ile yaptığı maçı izledim birde dün Fenerbahçe ile yaptığı maçı. Fenerbahçe’ye ödettirilen diyeti gördüm, her şeye rağmen “Fenerasyon!” çığlıklarını çıkartanları dinledim, rakip takımların futbolcularının sahaya ne amaçla çıktıklarını ve gördükleri sarı karttan sonra pis pis rakibine de gösterttirmenin sırıtışlarını gördüm. Evet, Bobo haklıymış geçen seneki Beşiktaş maçımızdan sonraki demecinde. Galatasaray bu ligin şampiyonu olmuştur. Beşiktaş Camiasının ayaklandığı bir maçtan sonra bu açıklamayı yapan ve gerçekleri bunca kargaşa ortamında gören Bobo’ya ne diyeceğimi bilmiyorum.

Türkiye futbolu rezalet bir dönemini yaşıyor. Teknik direktörsüz bir takım bunca hakem hatalarına rağmen şampiyon olacak ve buna rağmen Federasyon, Fenerasyon! Olabilecek.

Cüneyt Çakır, Gökhan’ı oyundan attığı o maçtan sonra hiçbir hakem o pozisyona sarı kart bile vermiyor. Kezman kırmızı kartla atıldığı o hareketten sonra hiç kimse kırmızı kart görmedi. Ataklar ofsaytlarla kesiliyor, maçlarda ki yönetimlere bakıyorum her hakem ayrı telden çalıyor. Faullerin yerinden kullanılmasına dikkat edilmiyor ancak bizim maçta ediliyor, isyan eden oyuncular sarı kart görmüyor bizde herkes sarı kart görebiliyor.

Allah aşkına biri bana şunu desin bu hakemler aynı kurumda eğitimi görmüyor mu? Neden bu görüş farklılıkları o zaman. Artık şunu anladım, bu ligde MHK 4 çeşit eğitim veriyor. Fenerbahçe maçlarına çıkacak hakemler, Galatasaray maçlarına çıkacak hakemler, Beşiktaş maçına çıkacak hakemler ve diğerleri.

Artık teknik direktörler 3 çeşit eğitim veriyor. Fenerbahçe’ye karşı oynanacak oyun, Galatasaray’a karşı oynanacak oyun ve diğerleri.

Ersun Yanal sıfır! Oynattığı takımının maçından sonra çıkıp önümüzde şampiyonluğu belirleyecek maçlar var diyebiliyorsa ben bu ülkede artık hiçbir zaman futbolun olduğuna inanmam. Kimse beni Trabzon’un ve hakemlerin Fenerbahçe’ye yapacağı öldürme! Politikasının olmadığına inandıramaz.

Maça bakıyorum Fenerbahçe elbette ki yorgunluk hissetti. Müthiş analizleri olan saygıdeğer kaliteli! Türk! Medyası bundan önce olduğu gibi bu maçta da Semih konusunda bir kez daha Zico’ya karşı kaybetmişlerdir. Kezman’ın penaltı kaçırması tamamen Fenerbahçe medyasının suçudur.

Maçta rezilleri oynayan bir Vederson vardı. Roberto Carlos’u mumla arıyoruz. Vederson defansta bir tane topa müdahale edemedi. Yediğimiz ilk golde sorumluydu, direkten dönen topta sorumluydu. Fenerbahçe defansın da Edu’yu sürekli tedirgin etti. Attığı golde kalecinin hediyesiydi. İşin çok zor Vederson. Bu kafayla ilk 11 de oynaman çok zor. Kazım çok yorgundu sahada adım bile atamadı.

Onun dışında Fenerbahçe’nin uzatmanın uzatmasında yediği gole sadece gülüyorum. Ancak şu soruyu sormadan edemeyeceğim,

Biz hatalarımızın bedelini ödedik, ödettirdiniz, helal olsun büyüksünüz. Peki, sene başından beri Galatasaray’ın kazandığı haksız maçların diyetini nasıl ödettireceksiniz merak ediyorum. Zira önümüzde 4 maç kaldı, 4 maçta bu diyeti ödettiremezsiniz. Yetmez!

Tebrikler Galatasaray.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


LONDRA YANACAK

Maça Fenerbahçe çok şaşkın başladı. Bir şeyi kabul etmek lazım, Sevilla takımı Chelsea’den daha üst düzey bir takım değil. Fenerbahçe bir anda bir üst kademeye çıkınca ne yapacağını şaşırdı. Kendi kalesine attığı golde Deivid’in orada olması tamamen takımın şaşkınlığından kaynaklanıyor. Dakikalar ilerledikçe bu üst düzey oyuna alışınca goller gelmeye başladı.

Fenerbahçe Gökhan ve Roberto Carlos’u çok aradı. Önder ve Vederson çok kademe hatası yaptı ve rakiplerini çok boş bıraktılar. Şans eseri Chelsea kanatlardan yüklendi eğer ki göbekten gelselerdi Fenerbahçe’yi çok zor duruma sokabilirlerdi ancak Lampard’ın yorgunluğu ve Drogba’nın günüde olmayışı Fenerbahçe’nin cesaretlenmesine sebep oldu. Özellikle Lampard iyi değildi. Sakatlığı onu etkilemiş.

Fenerbahçe her şeye rağmen kazanmasını bildi. Kazanma çok önemliydi. Londra’ya 2 skorun avantajıyla gitmek Fenerbahçe için iyi oldu. Orda kesin gol atacaktır Fenerbahçe ancak Carlos ve Gökhan’ın gelmesiyle daha az yiyecektir.

Volkan büyük takım kalecisi gibi oynadı. Kurtardığı toplarla takıma hayat verdi. İşte bu kupada ilerleyecek takımın kalecisi böyle olmalı. Fenerbahçe de Kazım harika bir gol attı. Aurelio’nun harika ara pasını iyi değerlendirdi. Kazım 3 günde hayata döndü. İyi bir futbolcu kazandı Fenerbahçe. Maldonado basit ama hatasız oynadı, Aurelio da ona güvenerek ileriye çıktı ve golün pasını verebildi. Maldonado, Aurelio’ya direk etki etmiştir.

Alex tutuktu ancak nasıl tutuk olmasın ki! Makalele, Essien gibi iki adam arasında ezildi. Yeri geldi Lampard da gelince bu üçgen arasında sıkıştı. Defansları zaten çok disiplinliydi. Her şeye rağmen o ara pas ile atılan gol bu takımında gol yiyebileceğini gösterdi.

Londra’da Chelsea’nin işi çok zor olacak. Fenerbahçe eksiklerinde gelmesiyle daha sert ve daha tehlikeli futbol oynayacaktır. Turun favorisi Fenerbahçe’dir.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


The Comandante Alex De Souza

Fenerbahçe karşısında Beşiktaş’ın şans yoktu bunu maçtan önce Galatasaraylısından Hakkâri sporlusuna kadar kime sorsan söylerdi. Onun için Fenerbahçe’nin bu galibiyetinin çok büyük etki yapmadığını söylemeliyiz. Maçta etki yapan daha başka olaylar vardı, bunları şimdi söylemezsek olmaz. Beşiktaş takımında bazı futbolcular, Yıldırım Demirören ve bazı taraftarlar son derece yanlış işler yaptılar.

Fenerbahçe bu maçı çok fazla düşünmedi, kader maçı olarak görmedi, hiçbir demeç verilmedi, hiçbir tahrik edici hareket yapılmadı. Daha maçın başında küfürlü tezahüratla başladı maç, Alex’e su şişesi atıldı. Bunu bütün taraftara mal etmemeliyiz derken 2. Defa bu sefer kapalıdan atıldı birşeyler. Bu adam bunca senedir efendi efendi topunu oynadı etliye sütlüye karışmadı neden bu öfke anlamadım. Futbolcular herkese saldırma eğiliminde. Tek işini yapmaya çalışanlar yabancı oyuncular. Gol atılınca yumruk sallayan bir başkan. Beşiktaş neden bu hale geldi?

Maçtan çıkaracağımız bazı dersler vardı. Taraftarın bağırmasıyla takım futbol oynamıyor bunu gördük. Beşiktaş iyi oynayamadı. Fenerbahçe oyunu rölantide götürdü ve istediği zaman golü attı. Beşiktaş baskı kurmuş gibi görünse de bu Fenerbahçe’nin oyunu paslaşmalarla kontrol etmeye çalışmasından kaynaklanıyordu.

Zico’nun oyuncu değişiklikleri belli hep aynı şeyleri yapıyor diyenlere soruyorum. Türkiye de Fatih Terim de dâhil kim 1-0 önde olan takımına, deplasmanda iken, orta sahadan bir adamını alıp forvet koyabilir. Zico bugün bu işi çok iyi bildiğini tekrar gösterdi. En azından takımını tanıdığını gösterdi.

Sahada oyun oynamak isteyen bir Fenerbahçe vardı. Karşısında da oyun oynatmak istemeyen bir taraftar topluluğu ve futbolcu topluluğu vardı. Futbolcular her pozisyonda dövecek gibi saldırdılar. Bu kin, bu hırs neden? Acaba taraftarın sahaya yansıttığı şiddetten ve stresten mi kaynaklanıyor? Alex’e o kadar çok şey yapıldı ki Alex bu ligin kralı olduğunu bir kere daha gösterdi. O gerçek bir kumandan. Gerçek bir efendi ve harika bir “20” numara.

Fenerbahçe de savunma ceza alanı önünde ki paslaşmalarda araya atılan toplara müdahale etmekte zorlandı. Aynı zorun Galatasaray ile oynanan kupa maçı rövanşında da gözlemlendi. Chelsea maçından önce buna dikkat etmeliyiz.

Kazım çok güzel bir maç çıkardı. Baki’nin her türlü faulüne rağmen oyununu oynamaya çalıştı. İlk golün asistini yaptı. Sol kanat çabuk oyundan düştü. Yediğimiz golde Vedersonun payı büyük. Oyundan çabuk düşüyor. Chelsea maçında Carlos oynar mı bilmiyorum ama Vederson biraz dikkatli olmalı.

Bu akşam’a “The Comandante” damgasını vurdu. Zaten 4 senedir damgasını vuruyor bu lige.

Abdullah Aksoğan abdullahaksogan@hotmail.com


2 Bek 1 Forvet

Geçen sene AZ Alkmaar maçı öncesinde bir yazı yazmıştım. Fenerbahçe’nin mevcut sisteminde en önemli silahlarının bekler olduğunu ve Avrupa da tur atlamak için iyi bir kaleciye ve iyi beklere ihtiyacımız olduğunu belirtmiştim.

Önder’in kademe hatası yaptığını, Volkan’ın çok formsuz olduğunu ve turun kilidinin Ümit Özat ile birlikte bu iki oyuncuda olduğunu belirtmiştim.

Kısa bir anımsama yaparak AZ Alkmaar maçın da yediğimiz gollere dönmek istiyorum. 2-0 önde olduğumuz maçta ilk golü Önder yüzünden yedik ve son dakikada Volkan’ın çıkması gereken topa çıkmaması yüzünden golü yedik ve elendik. İlk maçta yine önder ve Ümit Özat’ın yapamadıkları da 3-3 lük skora damgasını vurdu.

Her şeye rağmen ıslıklanan Zico ve Alex oldu. Gerçekler örtüldü.

Gerçekleri gören birkaç kişi vardı ve birisi de Zico’ydu. Fenerbahçe’nin mevcut sisteminde beklerin çok fazla önemi var. Fenerbahçe 4-4-1-1 veya onun türevi bir oyun ortaya koyuyor. Kezman ilerde 2 stoper ve onun önündeki 2 önlibero ile boğuşuyordu. 4 defans, 2 ön libero ve 1 kaleci derken Fenerbahçe sadece 3 kişi ile Kezman’a destek veriyordu. Tek yaratıcı oyuncuları Tuncay ve Alex idi. Her maçta Alex’i markaja alıp Tuncay’ı köşeye sıkıştırınca ilerde yalnız kalan Kezman gol atamıyordu. Beklerimizde geride kaldığı için kanatlar işlemiyor ve Kezman devamlı kanatlara gidip top alıyordu. Fenerbahçe geçen sene çok zor bir dönemeci geçti.

Bu sene değişen şey beklerin değişmesi oldu. Bekler değişti ve şu an dünyanın hücumcu en iyi beklerine sahip bir takım oldu. Roberto Carlos ve Gökhan Gönül ataklara katılarak Fenerbahçe’nin hücum gücünü yükselttiler ve artık Kezman köşelere kaçmamaya başladı. Kezman’ı tutan adam sayısı da azalmaya başladı. Semih’in sonradan oyuna girince etkisi arttı. Rakip artık kimi tutacağını şaşırır hale geldi.

Chelsea karşısında neler yapmalı Fenerbahçe?

Bir kere Chelsea şu an bu kadar iddialı ise bunun en büyük 3 sebebi Drogba, Lampard ve Essiendir. Chelsea bu 3 oyuncu sayesinde ayakta kalıyordur. Özellikle Drogba takıma hayat veriyor. Kaleye sırtı dönük iken bile tehlike yaratıyor, çok güzel çapraz koşularla defans aralarına sarkıyor ve her pozisyona iştahla giriyor. Drogba’nın oynaması Fenerbahçe için gerçekten büyük bir talihsizlik.

Lampard ve Essien’in yüksek mücadelesi Chelsea’nin takım oyununu ayakta bırakan en önemli etken. İkisi de çok mücadele ediyor ve harika paslaşıyorlar. Drogbayı iyi çözmüşler ve onun yollarına iyi toplar atıyorlar. Drogbayı bir şekilde top ile buluşturuyorlar.

Takım oyunun da büyük bir zaafları var bunu inkâr etmek olmaz. Duran toplarda adam paylaşamıyorlar ve en büyük dezavantajları duran toplar. Zaten Mourinho döneminde de rakipleri Chelsea’yi oyun ile yıkamıyorlardı ve duran toplar üzerine çalışıyorlardı. Günüde bir Chelsea, eskiyi arayan bir Chelsea sahada olursa gol atmak gerçekten çok zor olur çünkü takım sahaya çok iyi dağılıyor. Oynayamıyorsa oynatmamasını biliyor.

Fenerbahçe’nin en büyük kozu yavaş oyun olacaktır. Biraz garip gelebilir kulağa ancak Fenerbahçe yavaş ve düzgün paslaşarak oynarsa Chelsea’yi oyunda soğutabilir. Chelsea hızlı oyuna alışmış bir ekiptir. Gerçi bütün İngiliz ligi ekipleri hızlı oynarlar. Premier lig Futbolun, dünya da en hızlı oynandığı ligdir. Yavaş oyun onların dikkatini dağıtabilir. Ancak yavaş oynayacağım derken isabetsiz paslar olursa alabora olabiliriz. Onlara ayak uydurmaya çalışırsak da alabora oluruz çünkü bizim ligimize bir stil vermek gerekirse İtalyan stilini örnek verebiliriz. Son derece mücadeleci bir lig (kendi içerisinde) ve genelde 1-0 lık skora oynayan takımlar mevcut. İlk golü atan takım hep geriye çekiliyor.

Fenerbahçe çok isabetli oynayıp çok yavaş ve sakin olarak Chelsea’yi futboldan soğutabilir. İngilizlerin deplasman fobisini iyi kullanmalı ve ilk maçta çok güzel bir skor almak zorundadır. İngilizler kendi evlerinde işi bitiren takımlardır. Kadıköy’deki maçta taraftar gücünü iyi kullanmalıdır. İlk maçta Gökhan Gönül’ün oynamayacak olması gerçekten çok kötü bir talihsizlik. Önder Turacı’ya çok büyük görevler düşüyor. Geçen seneden daha kötü bir pozisyonda ve rakip daha güçlü. Önder Turacı ilk maçın kilit isimlerinden birisi olacaktır.

Uğur Boral’a çok iş düşecek bu maçta çünkü Chelsea’nin sağ kanadı ile baş edebilecek bir sol kanatımız var. Sevilla’nın en iyi yönünün sağ kanadı olduğunu ve bu sağ kanadı madara ettiğimiz gerçeği ortada dururken bu fırsatı iyi değerlendirmeliyiz. Fenerbahçe ataklarının çoğunu buradan yapmalıdır. Chelsea’nin sağ kanadı Alves ve Navas kadar iyi değil. Zaten bunu onlarda biliyor. Sene başında Alves’i almak için ellerinden geleni yaptılar ancak alamadılar. Sol kanatlarını da Joe Cole gibi bir kurnaz ve Ashley Cole gibi güçlü bir bek ile idare ediyorlar. Fenerbahçe’nin yine en büyük şansı Arjen Robben’in olmaması. Chelsea Robben’i arıyor kim ne derse desin. Onun yerine gelen forvet orta saha karışımı futbolcular hiçbir zaman Robben gibi kanatları iyi kullanmalarını sağlamadı. Kalou, Anelka, Malouda tarzında ki futbolcuları kullanarak kanatlarda ki açıklarını kapatmaya çalışıyorlar. Bu kanat zaafını iyi değerlendirmelidir Fenerbahçe.

Chelsea’nin en büyük özelliği göbeğidir. Üzülerek söylüyorum ki bu maçta Alex’den çok büyük şeyler beklememeliyiz. Çok sert bir kayaya çarpacak Alex. Alex duran topları adrese göndersin yeter. Bu maçta Alex’den iyi ortalar bekliyorum. Alex’in bize yapacağı en güzel şey paslaşmak olacaktır. Hatasız paslaşması bile yetecek.

Chelsea’nin orta alandaki oyuncuları kaya gibiler. Mourinho gittikten sonra daha çok ortadan girmeye başladı Chelsea. Lampard ve Drogba çok iyi anlaşıyorlar ve bir şekilde gol atıyorlar. Fenerbahçe’nin turu geçmesi için bu iki oyuncuyu durdurması gerekir. Edu ve Lugano’ya çok büyük görevler düşüyor. İlk maçta Volkan’a da çok büyük görevler düşecek. Uzaktan çok şut deneyecekler. İlk andan itibaren konsantre olmalıdır.

Fenerbahçe’nin yumuşak karnı Selçuk olacaktır. Maldonado hazır edilmelidir diye düşünüyorum. Selçuk oynarsa ilk maçta bizim için çok kötü olur. Selçuk’un kaptırdığı topları düşünemiyorum bile.

Fenerbahçe bu turda Kezman ve Semih’in performanslarıyla tur atlayacaktır. Çünkü Chelsea’ye gol atmak için çok iyi forvet olmanız gerekiyor. Bu sert defansa herkes gol atamaz. Kezman ve Semih ekstra futbol oynamalıdır.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


Ayağını Kırdılar, Dahada Acısı Şimdi de Yüreğini Kırdılar!

Joachim Löw zamanıydı. Hani köylü ve stajyer Joachim Löw. Stuttgart'a UEFA Finali oynatıpta nasıl stajyer olunuyorsa!

Aziz Yıldırım'ın yaptığı en önemli başlangıçlardan birisi olacaktı. O sene Mustafa Doğan İstanbulsporlu Güven'in ayağını kırdı ve Tüm türk basını Fenerbahçeye yüklendi. Güven hastanelerde ziyaret edildi. Mustafa Doğan kırmızı kart görmedi o pozisyonda ancak adamı yediler. Güven'in ailesi özellikle annesi ağıtlar yaktı beddualar etti. Basın bunu kullandı.

Büyük Yetenek Güven mahvolmuştu. Bu genç nasıl bir yetenek ise 6 aylık bir aradan sonra kendini toparlayamadı ve adını bile bilmiyoruz. Ayak kırılınca veya 6 ay bekleyince yetenek kayıp oluyor demek ki! Hasan Şaşlar, Ayhan Akmanlar, Okan Buruklar, Ucheler ve daha adını sayamadığım bir sürü futbolcu uzun aralardan sonra ilerleyen yaşlarına rapmen çıkıp çatır çatır oynadılar.

Sene içerisinde lider giden takımımız Samsunspor maçında biçilmiş ve Metin Diyadin'in ayapı kırılmıştır. Bu bariz ve kasıtlı harekete Sarı kart bile gösterilmemiştir. Ayn maçta Murat Yakın'ın ayağı kırlmaktan kıl payı kurtulmuştur. Ondan sonra Baliç kendini saklamaya başladı, Moldovan ve diğer futbolcular saklamaya başladılar kendini. Fenerbahçenin önü kesildi.

PFDK'ya yapılan "Simsar" operasyonu o günleri aydınlatmak adına çok güzel bir fırsat ancak üstü örtülecektir.

Gelelim konumuza. Metin Diyadin'in ayağı kırıldı. O gün televizyonlarda maçı izleyen bizler onun gözyaşlarına şahit olduk. Futbolda genç yaşta hakettiğini bulamayan bu futbolcu ağlıyordu. Güven önündeki 15 seneyi değerlendiremeyecek kadar yeteneksiz ve akılsızken, Metin geç bulduğu aşkından ayrılmak zorunda bırakılıyordu.

Metin Diyadin hüngür hüngür ağlıyordu. Onu ağlatan ayağının acısı değil Futbol hayatının bitmesiydi.

Metin Diyadin'in futbol'a katkısı bitmemişti besbelli. Çıktı Gökhan Gönül gibi bir genci Fenerbahçeye kazandırdı. Daha yolun başında damgasını vurdu Türk futbol tarihine. Eskişehirspor'a gitti ve onlarla bazı başarılar yakalamaya çalıştı.

Türk futbolunda olmazsa olmaz takımlar vardır. Her zaman söylerim bu takımlar olmazsa kalite olmaz. Bursaspor, Akdeniz takımı, İzmi Takımı ve Eskişehirspordu. Biz bir dönem bunlarsız maç izledik. Fenerbahçe, Galatasaray önüne geleni deviriyordu. Avrupada da önüne gelen bunları deviriyordu. Bu takımlar çağdaş şehirlerin takımları olduğu için dar kalıplar içinde uygulamıyordu futbolun kurallarını ancak parasızlık ve ilgisizlik onları bu hale getirmişti.

Bursaspor geldi ancak diğerlerinide bekliyorduk. Bir güzel takım daha gelecek diye seviniyorduk ki o takımda bizi hüsran'a uğrattı.

Eskişehirspor bu anlayışla gelecekse hiç gelmesin gitsin Sergensiz gelsin, Yönetimi değiştirip gelsin.

Sergenin türk futboluna katkısı 0 iken hatta götürüsü İbrahim Akın olmuşken hala Eskişehirsporluların Sergen'e destek vermelerini süper lig aşkına bağlıyorum ancak onlarında hakettiği yerin tekrar küme olacağını belirtmek istiyorum. bu zihniyet ile destekler bir gün çekilir ve dımdızlak ortada kalırsınız. o zamanda sizi Sergen değil Metin Diyadin gibi çağdaş kafalar kurtaracaktır.

Metin Diyadin'e yapılan haksızlıklar türk futbolunun kara birer lekesi olarak kalacaktır.

Bir Fenerbahçeli olarak bize o dönem oynadığı büyük futbolla ve kazandırdığı maçlardan ve teknik direktör iken bize kazandırdığı Gökhan Gönülden dolayı sonsuz kere teşekkürler sunuyorum.

Örümceklenmiş beyinleride Şiddetle Kınıyorum!

Abdullah Aksoğan abdullahaksogan@hotmail.com


Semih Şentürk

Maç’ı Konya golü atana kadar ve golü attıktan sonra diye ikiye ayırabiliriz. Fenerbahçe lig maçlarında şampiyonlar liginde oynayacağı sistemi uyguluyor ve bu sistem bazı maçlar da sıkıcı olabiliyor. Sistemli bir yüklenme elbette çok iyi Fenerbahçe için. Ancak en azından Türkiye de bazı maçlarda bu sistemden ödün verebilir. Tamamen 2 forvete dönmesi olmaz. Neden olmaz gibisinden bir soruya cevabım sistem istikrarı olacaktır. Çünkü şampiyonlar liginde 2 ön libero ve tek forvet oynayarak başarıya ulaştı Fenerbahçe.

Konya golü atana kadar Fenerbahçe top çevirip yüklenme yapıyordu ve kaçırdığı gollerde biraz da ne de olsa ilerleyen dakikalarda atarız havası vardı. Alex oyunu ilk yarı hareketlendiren isim oldu. Ancak Konya da Ceyhun golü attı ve Zico o beklenen hamleyi yaptı, Selçuk’u alıp Semih’i oyuna soktu. Fenerbahçe de golü yemenin verdiği hırsla Konya kalesine yüklenmesiyle goller gelmeye başladı. Zaten Konya Fenerbahçe’yi çok zorlayamadı. Ceyhun’un uzaktan şutları dışında bir varlık gösteremediler.

Fenerbahçe’nin bu maçta ileriye dönük dikkat etmesi gereken hataları var. Konya’nın ilk golünde topu defans, göbeğe doğru uzaklaştırdı. Bu topları İngiliz takımları özellikle Lampard gibi oyuncular affetmezler. Topu mutlak surette köşelere doğru vurarak uzaklaştırmalı Fenerbahçe defansı. Selçuk da bu yavaş oyununu hızlandırmalı ve isabetli paslarla ilerlemeyi öğrenmeli.

Semih için ayrı bir paragraf açmak istiyorum. Gerçek bir golcü olduğunu bu maçta gösterdi. İşini yapıp oyundan çıktı. Semih bu takımda her zaman vazgeçilmez olacaktır. Kendisini geliştiriyor devamlı. Ben Semihten bunu bekliyordum ve bunu yaptığını gördüğüm zaman ileriye dönük endişelerim azalıyor. Böyle devam et semih.

Zico’nun Semih ve Kezman’ı Türkiye ligi maçlarında en az 45 dakika yan yana oynatması gerekiyor diye düşünüyorum. Çünkü Kezman ile Semih iyi anlaşıyorlar. Kezman Semihe boş alanlar açabiliyor. En azından bazı maçlarda bunu yapabilir.

Maldonado bugün 20 dakika kadar şans buldu ve 2. Maçında da olumlu izlenimler bıraktı. Maldonadoyu ısındırmak gerekiyor. Şampiyonlar ligin de Maldonado kullanılmalı.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


Bu Ligin Üstünde

Bu takım daha geçen Salı günü 120 dakika mücadele etmiş ve bunun sonucunda penaltılarla Sevilla’yı elemiş ama bugünkü mücadelesini hayretler içerisinde izledim. Maçın başında taraftarın da desteğiyle bu maçın çok güzel geçeceğini gördük. Nitekim yanılmadık ve Fenerbahçe ataklarıyla rakibini bunalttı ve golünü attı. Manisa harika alan daralttı ama karşısındaki takım her birimiyle gol atmayı istiyordu ve dikine oynayarak pozisyonlar buldu ve golleri attı.

Taraftar maçı ciddiye aldığı zaman futbolcu daha bir asılıyor maça. Maçtan önce öyle güzel görüntüler vardı ki stada hayranlıkla izledik. Bu takım şampiyonlar liginde mücadele ediyor ve doğal olarak burada kazanılan büyük zaferlerden sonra lige dönmesi zor oluyor. İşte bu durumda devreye taraftarın bu gibi görsel şovlarla futbol takımını havaya sokması gerekiyor. Zaman zaman bu es geçiliyor olabilir ancak lig sonuna kadar destek verilmeli takıma. Bu takım lige dönüşlerini ancak bu taraftar sayesine ve yardımında kolayca yapabilir.

Maça baktığımızda Yılmaz Vural takımı orta sahaya yığarak yorgun Fenerbahçe’yi iyice yıpratmayı düşündü. Fenerbahçe de bunun böyle olacağını bildiği için ilk dakikalarda golü bulup rahatlamak istiyordu ve bunu da yaptı. Duran toplarda Alex faktörü her maçta olduğu gibi bu maçta da ortaya çıktı. Kezman son aylardaki yükselişini bu maçta da gösterdi. 2 gol Kezman açısından çok iyi oldu. Maçta göze batan oyuncu Uğur Boral oldu. Roberto Carlos’un yokluğunda onun deparlarını aratmadı. 120 dakikalık mücadeleden sonra bu maçta bu mücadele takdir edilmesi gereken bir olay. Artık eski agresifliği de kalmadı ve maçlarda daha olumlu işler yapıyor. Roberto Carlos’un arkasında oynamasıyla Fenerbahçe Avrupa’nın en öldürücü sol kanadına sahip olacaktır. Darısı Deivid ve Gökhan Gönül’ün başına diyoruz.

Herkes oynaması gerektiği gibi oynadı ancak Manisa çok çabuk teslim oldu. Bu kadar çabuk teslim olmak yakışmıyor Yılmaz Vural’a. Maçta dikkatimi çeken bir diğer olay ise sarı kartların dengesizliği. Bu sarı kartlara artık bir standart getirilmeli. 2. Gol sonrası 5 Manisalı oyuncu itiraz ederken Selçuk İnan sarı kart görüyor. Diğerleri neden görmüyor veya arkadan çekmelerde birçok Manisalı oyuncu sarı kart görmüyor ancak Alex serbest atışı erken kullandığı için sarı kart görüyor. Bu sarı kartlarda bir standart olmalı. Hakemlere saygı tamamen azalıyor bu yüzden.

Bu takım bu lige artık fazla geliyor. Şampiyonlar liginde mücadele etmesi bir anda diğer takımları da potaya sokuyor. Bu takım Şampiyonlar liginde mücadele etmese saçma sapan yorumlarla yıpratılırdı ancak kimse Fenerbahçe’ye karışmıyor ve Fenerbahçeli futbolcuda kazanması gereken maçı kazanıyor. Fenerbahçe’nin isteyip yenemeyeceği takım yok bu ligde.

Abdullah Aksoğan abdullahaksogan@hotmail.com


Büyük Yürüyüş

Büyük yürüyüş devam ediyor. Aziz Yıldırım önderliğinde yola çıkan Fenerbahçe Spor Kulübü Türkiye’nin gururu oldu. Onca engellemelere, onca sakata ve onca zor şarta rağmen Sevilla da turu geçmesini bildi.

Zico maça damgasını vurdu. Maçı öyle bir yönetti ki Jimenez’e adeta ders verdi. Semih’i alıp çift forvetli sisteme geçtiği andan itibaren topa hâkim oldu ve Sevilla’yı sahasına hapsettik. Maçı hak eden Fenerbahçe’ydi.

Volkan maçın başında öyle 2 gol yedi ki bu goller tamamen bireysel hatalardan kaynaklandı. Selçuk çok kötüydü. Takım öyle bir durumdaydı ki 9. Dakikada 2-0 mağlupsun, 3 önemli oyuncun sarı kart gördü ve Sevilla taraftarları coşmuş bir şekilde tezahüratlar yapılıyor ve buna rağmen maçı çevir. Bunu her takım yapamaz. Özellikle Sevilla’ya karşı yapamaz. Fenerbahçe topa çok hâkimdi. Selçuk ve Vederson iyi başlamadı ancak öyle 2 oyuncu vardı ki Fenerbahçe’yi aldı götürdü. Gökhan Gönül ve Uğur Boral Fenerbahçe’nin kanatlanmasını sağladı. Defans bugün çok iyiydi. Sevilla gibi bir takıma neredeyse pozisyon vermedi. 2 maçta 3 gol hediye etmemize rağmen turu geçmeyi bildik.

Sevillalı oyuncular çok yanlış hareketler yaptı özellikle Capel ve Alves devamlı hakemi etkilemeye çalıştı. Roberto Carlos’un ayağını kıracaklardı ancak ağzını bile açmadı ki Carlos bugünkü maçta oynayamadı bu yüzden. Ancak bu kadar yerlerde yatmadı bu oyuncu. Efsane olmak kolay değil bunu tekrardan gördük.

Zico’nun doğum günüydü. Efsane olmak kolay değildir. Efsanelere özel hediyeler vardır. Zico hediyesini futbolcularından çok güzel bir şekilde aldı.

Önümüzde ki turlarda Roberto Carlos’un, Maldonado’nun gelmesiyle birlikte bu takım çok daha iyi olacaktır. Her takımla mücadele edecek kapasiteye sahiptir. Teşekkürler Fenerbahçe

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


Ebedi Hırs

Dünkü maçta top toplayıcı çocuğun yaptıklarından sonra artık gülmeye başladım. Aslında şaşkınlığımı gizleyemedim.

Neden hep böyle olaylar Galatasaray’ın başının altından çıkıyor diye sordum kendi kendime.

Hagi hakemlerin elini kolunu indirirdi, Filipescu tükürükler atardı, küfürler ederdi. Hagi her maçta rakiplerini aşağılayacak hareketlerde bulunurdu. Hasan Şaş’ın yaptıkları, Ümit Karan’ın yaptıkları, Sabri Sarıoğlu’nun yaptıkları neden hep Galatasaray da oluyor bu futbolcular diye soruyorum kendi kendime.

Taraftarları en ufak hararetlenmede insanların canına kastedecek kadar saldırılarda bulunurdu. UEFA kupasını alırken, şampiyonluklar alırken kimse sokaklarda onlarla kavgalar etmiyordu neden başkaları alınca bu kavgalar ortaya çıktı. Her şehirde Galatasaraylılar birini dövüyor.

Son yaşanan Ali Sami Yen olayından sonra, Eğitimli eğitimsiz insanlar neden bu kadar şiddete başvuruyor?

Arda kendisini yerlere atıyor rakiplerinin ekmek parasıyla oynuyor, Lincoln ana avrat küfürler ediyor neden hep böyle futbolcuları Galatasaray buluyor?

Sport Markt’ın bir araştırmasına göre Avrupa da en çok sevilen takımlar sıralamasında Galatasaray 18. Sırada kendini yer buluyor. Avrupalı neden Galatasaray’ı seviyor anlamıyorum. İngilizlerin taraftarlarını orada burada bıçaklayan taraftarları olan bir takımı Avrupalı neden sevsin. Kendi yorumcuları bile Kanlı kupa yorumları yapıyorken o zamanlar neden Avrupalı Galatasaray’ı sevsin ki anlamıyorum.

Hıncal Uluç gibi bir yazar neden Galatasaraylı. Fatih Altaylı neden Galatasaraylı? Neden kimsenin haz etmediği bu insanlar Galatasaray’dan çıkıyor?

Kendi armasını bile kullanamayacak kadar birbirleriyle kavgalar edebiliyorlar. Yıllarca armasını değiştirerek oynayan bir takım için ne diyebilirim ki?

Dün maça bakıyorum, top toplayıcı çocuklar Alex’e ve Gökhan’a top değil resmen çamur atıyorlar. Neden bu olay Galatasaray stadında oluyor. Yüzyıllar boyunca böylesine bir olayı kimse görmeyecek. Neden Galatasaray stadında oluyor? Herkes parasız günler geçiriyor ve kimse bu zor günlerinde ağlamıyordu neden Galatasaraylı futbolcular paramız yok edebiyatı yapıyordu? Neden biz Türküz edebiyatı yapıyor. Herkes Türk oyuncu oynatıyor en az Galatasaray kadar.

Dün Hakan Şükür, arada Volkan’a yumruk atmaya çalışıyordu neden hep Galatasaray’dan çıkıyor bu oyuncular. Karşı karşıya yapamayacakları şeyleri karmaşa da yapmaya çalışıyorlar. Ülkemizde her gün şehitler verilirken stat da Çiftetelli oynamak bunu UEFA kupasını kazandıklarında yapmıyorlardı neden şimdi yapıyorlar?

Dünkü olay bana şunu gösterdi ki Galatasaray bu hırslarını çocukluktan yetiştiriyorlar. Küçükken aşılıyorlar bu duruşu.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


BÜYÜK YÜRÜYÜŞ SÜRÜYOR

Aziz Yıldırım ve ekibi bu tabloyu oluşturmak için deyim yerindeyse bir dünya yol kat etti. Muhalefeti bitirdi, hem mali açıdan, hem kadro açısından kaliteyi yükseltti, tesisler yaptı, büyük taraftarın sahaya etkisini artırmak için stadı yeniledi. Bunları yaparken bu işi yapamayacaklar diyenler çok oldu, yapmasını istemeyenler oldu, yoldan çevirmek isteyenler oldu. Çok aldırmadılar ve sadece işlerine baktılar. Aziz Yıldırım kendi içinde muhalefet ile uğraşırken birde federasyon ile uğraşmak zorunda kaldı. Zaman zaman tüm Türkiye’yi karşısına aldı. Ancak görülüyor ki zaman onu ve ekibini haklı çıkardı.

Maçı anlatmanın bir gereği olduğunu düşünmüyorum. Fenerbahçe çok şanssızdı. Semih biraz gününde olsaydı çok fazla gol atardı Fenerbahçe. Zico 23 kişilik bir kadro yarattı ve hepsinin kafasına adaleti ve sistemi kazıdı. Sağ kanatta Deivid ve Gökhan iyi anlaştılar uzun zaman sonra. Roberto Carlos, Uğur Boral ile yavaş yavaş anlaşıyor. Yediğimiz golde Edu hatalı davrandı ancak hatası kaleci Volkan ile iletişim eksikliğinden kaynaklanıyor. Bu sorunlar halledilecek sorunlar. Aurelio ve Selçuk iyiydi. Selçuk oynadıkça düzeldi. Aurelio ise her zamanki gibi kusursuzdu. Ben böyle ciğersiz birini görmedim. Ciğeri olsa öyle koşamaz. Lugano süperdi ancak sahada öyle bir futbolcu vardı ki tüm futbolcular içinde farkını ortaya koydu. Evet, o futbolcu Alex De Souza idi.

Alex De Souza için övgü dolu sözler yazmak istemiyorum. Sadece saygı duyuyorum. İnşallah başkaları da saygı duyar.

Fenerbahçe için asıl sınav bundan sonra başlıyor. Rakipler güçlü ve ilk maçı Kadıköy de oynamamız bir dezavantaj. Artık bundan sonra Edu ve Lugano’ya çok büyük işler düşüyor. Eleme usulü maçlarda atılan goller değil yenmeyen goller büyük önem taşıyor. Gol yemeden atıp işi bitirmeliyiz. İnter maçı bir ders olmalı. Maçın bitimine 35 dakika varken gol yiyip maçı bırakmamalı takım. Bugün CSKA maçında da görüldü ki gol yesekte çevirmesini bilmeliyiz.

Bu sevinci yaşatan herkese teşekkürler.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


İMKÂNSIZI BAŞARMAK

Galatasaray’ın Kadıköy’den puan çıkarma umutları sadece hayalden öteye gitmezdi. Futbol topu yuvarlak, evet, ama yorum yaparken sırf bu bahaneye sığınıp sahaya çıkarsanız galip gelme şansınız %1 i geçmez. Zaten futbol topunun yuvarlak olması bir tek Fenerbahçe’ye olan bir olaydır Galatasaray maçlarında. Galatasaraylıların artık şunu anlaması lazım, Kadıköy de Fenerbahçe’yi yenmek artık Galatasaray için bir mucize. Gerçekleştirmeleri uzun zaman alacak. Galatasaray her yönüyle Fenerbahçe ile rakip olamayacak durumda. Zaten Türkiye liginde bu duruma kadar ulaşmaları bile mucize. Galatasaray’ı zor günler bekliyor.

Oyuna iyi başlamadı Galatasaray ve yılların getirdiği bir psikolojik baskı yüzünden maça 1-0 geride başladılar. Semih her geçen gün iyiye gidiyor. Golünü attı. Alex her zamanki gibi harika bir pas ile Semih’i golle buluşturdu. Semihte akıllıca bir koşu yaparak Alex ile harika bir ikili olduklarını gösterdi. Sahada bir kişi dışında herkes görevini yaptı. Uğur Boral gereksiz sinir yaptı ve sol kanadı iyi kullanamadı. Roberto Carlos ile anlaşamayınca Roberto Carlos’u da tedirgin etti. Herkes bayramı en iyi şekilde yaşadı bu akşam.

Hakem fauller de adaletli değildi. Servetin ilk yarıda Semihin ayağına bir girişi var ki kırmızı kart vermemesi çok anormal bir durumdu. Zaten o da onu yaptı. Maçın kaderini etkileyecek büyük hatalar yapmadı ancak faul konusunda adaleti bazen kaçırdı. Futbolcuların didişmesine neden oldu. Deivid’i oyundan atması ise komediydi. Zaten Fenerbahçe’ye karşı çok rahat davranmayı öğretiyorlar galiba Merkez Hakem Kurulu seminerlerinde.

Galatasaray ilk golü yedikten sonra biraz canlandı ve orta sahada yaptığı pres ile Fenerbahçe’yi baskı altına almayı hedefledi ancak Fenerbahçeli futbolcular o kadar iyi paslaştılar ki, topu bir o kanattan bir o kanada milimetrik paslarla taşıdılar. Orkun olmasaydı maç çok daha farklı bitebilirdi.

Fenerbahçe takım oyunu oynuyor. Belki göze hoş gelen bir futbolu yok Fenerbahçe’nin ancak 11 futbolcu birbirlerine yardım ederek oyununu oynuyor. Deivid’in attığı golde de görüldüğü üzere oyucular arasında ki takım ruhu son seviyede. Fenerbahçe bu şekilde devam ederse eksiklerini daha hızlı bir biçimde kapatıp güzel sonuçlar alacaktır.

Fenerbahçe hafta içi CSKA’yı yenip şampiyonlar liginde bir üst tura çıkacaktır. Fenerbahçe iyi yolda. Sadece biraz daha dikkat etmeli futbolcular. Her şey yolunda gidiyor.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


FENERBAHÇE’NİN HAKKIYDI

Maçtan önce Denizli’nin durumu çok iyiydi. Yusuf Şimşek önderliğinde iyi maçlar çıkartıyorlardı. Maçları çirkinleştirmeden oyunlarını oynuyorlardı. Fenerbahçe deki bunca eksiğe ve hafta içinde Milano da yapılan maçında verdiği yorgunluk ile bu maçta çok zorlanacağını düşünüyorduk. Ancak maçta görüldü ki Fenerbahçe kadrosunu çok iyi kullanabiliyor ve akıllı oynadığı zaman bu ligde yenemeyeceği takım yok.

Fenerbahçe maçın ilk dakikasından son dakikasına kadar atak oynadı. Rakibini önde karşıladı ve Denizlispor’un atak yapmasını engelledi. Denizlispor da Kratochvil ve Tomas’ın olmaması maçın sert oynanmasının önüne geçti ve orta sahada mücadeleden çok taktik bir anlayış ön plana çıktı.

Fenerbahçe de uzun zaman sonra oynayan Ali Bilgin ve Uğur Boral takıma dinamizm kattılar ilk yarıda. Takımı önde tuttular ve çok iyi ataklar yaptılar. Zaten gol de Yasin ile birlikte bu ikisinin çok büyük payı vardı. Roberto Carlos ve Aurelio bildiğimiz gibiydiler. Allah onlara sakatlık belası vermesin. Edu ve Yasin çok iyi anlaştılar ama Yasin bu maçta biraz kontrolsüz gibiydi. Volkanda bazen kontrolsüz davrandı. Selçuk çok savruk oynadı. Kazım da maça sonradan girdi ama pek bir varlık gösteremedi. Semih çabalıyor iyi ancak gol yollarında etkili değildi. Takım ilk yarıda kanatlardan çok bindirmeler yaptı ancak gereken yerde bulunamadı ancak bunu maç yaparak geliştirebilir. Birkaç maç sonra bunları atlatacaktır. Gökhan Gönül fazla atağa çıkmadı ve Deivid sağ açıkta zaman zaman ataklara katıldı. Gökhan Gönül biraz dinlendi bu maçta. Fenerbahçe zaten sol kanadını çık sık kullandı bu maçta. Sanki sağ kanadını dinlendiriyor gibiydi. Sanki Galatasaray maçında sağ kanattan çok iyi bindirmeler yapmayı planlıyor gibiydi Zico. Rakiplerin gözü hep sol tarafta. Belki sol gösterip sağ vurmak isteyebilir Zico.

Maçta en çok dikkatimi çeken olaylar Denizlispor’un kötü futbolu ve Uğur Boralın yanlış hareketi oldu. Uğur Boral çok yanlış hareket yaptı. Bugüne kadar bu hareketlere maruz kalan teknik direktörler hep oyuncularına sinsi planlar kurarak onları adam etmeye çalışırlar. Bugün Zico olaya yeni bir boyut getirdi. Yaptığı hareket ile beklide bir gencin yok olmasına engel oldu. Türkiye de futbolcuların ve futbol severlerin şunu artık iyi bilmesi gerekiyor. Bir oyuncu iyi oynadığı zaman da sahadan alınabilir. Taktik değişikliğe uymayan bir oyun tarzı var ise o oyuncu sahadan alınabilir. Sen oyununu oynamışsın, gollerini yapmışsın. Görevini iyi yapmanın verdiği bir huzur ile sahadan ayrılman gerekirken teknik direktöre saygısızlık edemezsin. Kenardaki arkadaşlarına da ayıp oluyor. Kaldı ki Uğur Boral 2. Yarı çok kötü idi. Zico’yu bir kez daha takdir ettim. Adam gibi adam olduğunu gösterdi.

Denizlispor taraftarı ise çok komikti. Hakeme yaptıkları tepki anlamsız idi. Galatasaray karşısında son dakikada yedikleri uydurma gol ile mağlup ayrıldılar ve bir tane protesto gösterisi olmadı. Ancak bu maçta berbat bir futbol oynamalarına rağmen hakemin kendilerine yaptığı bir tane hatalı karar olmamasına rağmen utanmadan hakemi protesto edebildiler. Hadi bu hakemden ve kendinizden utanmadınız 2006 senesinde Selçuk Dereli’nin ve Haluk Ulusoy’un size yaşattığı o geceden de mi utanmadınız? Biraz yüzünüz kızarsın. Kaldı ki hakem maçı gayet iyi yönetti.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


TUR ŞANSI ÇOK YÜKSEK

Maçın analizini yaparken bir kere şunu görmemiz lazım, Inter dediğimiz takım öyle kendi evinde kolay kolay yenilecek bir takım değil. Oraya Manchester, Barcelona, Milan, Liverpool veya herhangi bir takım bile giderken yenilgiyi kabullenerek gider. Fenerbahçe nasıl kendi evinde bir üstünlük sağlıyorsa rakiplerine Inter de özellikle 100. Yılında bir baskı kuracaktır rakibine.

Maçtan önce herkesin ortak fikri şuydu, Fenerbahçe iyi oynayacak, defansta Inter’e nefes aldırmayacak ve ezilmeden yenilecek. Maçı 2’ye ayırabiliriz. 1. Golden önce ve sonra. Fenerbahçe 1. Gole kadar çok iyi mücadele etti ve Inter forvetlerine çok tehlikeli pozisyonlar vermedi. Golü yiyecekti belliydi ancak bu Inter takımının golü istemesinden kaynaklanıyordu. Sen her ne kadar gol yememeyi istiyorsan da Inter de gol atmak istiyor hem de kendi evinde. Ancak beni asıl şaşırtan golden sonraki futbol oldu. Bir anda herkes maçı bıraktı. Daha önümüzde 35 dakika gibi uzun bir zaman varken oyunu boşlamak olmaz. Ciddiyetten uzaklaşılmaz. Yeri gelecek 1-0 geriye düşeceksin oyunu çevireceksin. Fenerbahçe’nin bu davranışı gerçekten yanlıştı.

Takımda görevini yapmayan 1-2 futbolcu vardı ve bu da Fenerbahçe’nin etkili atak yapmasını önledi. Golü yedikten sonrada defansın direncini kırdı. Selçuk çok yanlış işler yaptı. Mücadele etmedi, paslaşmalarında olumlu değildi. Top çalmadı. Deniz Barışı arattı. Selçuk’un bu oyununu gördükten sonra açıkçası formda olmayan Appiah’ı gözlerim aradı. O durumda ki Appiah bile Selçuk’un bu hatalarını yapmazdı. Alex kötüydü ancak Alex yanında paslaşacak birini bulamadı. Aurelio kanatlarda mücadele etti. Maç boyu bir sağ kanatta bir sol kanatta arı gibi çalıştı. Bu durumda Selçuk’a büyük iş düşüyordu. Alex ile iyi irtibat kuramadı dolayısıyla Semih yalnız kaldı. Deivid bir şeyler yapmaya çalıştı ama takıma ayak uyduramadı. Sağ kanadı çok boşalttı, Gökhan Gönül’ü çok zorladı. Vederson da ilk oynadığı zamanlarda ki gibi değildi. Çok pas hatası yaptı. Bütün bunlar bizim ofansta etkili olmamızı engelledi.

Fenerbahçe’nin yenilen 3 gole rağmen en formda yeri defansı diyebiliriz. Gerçekten iyi mücadele ettiler. Golden sonra takım çok boşladı ancak bu savunma takımın en iyisiydi. Edu, Lugano, 2. Goldeki hatasına rağmen Carlos ve Gökhan çok uyumlu bir 4 lü oldular. Volkanda ayak uyduruyor onlara. Skora aldanmayın bu defans daha iyi işler yapacaktır. Yeter ki takım golden sonra maçı bırakmasın.

Her şeye rağmen Fenerbahçe yoluna devam ediyor. Bir maç ile değerlendirme yapmak olmaz. Fenerbahçenin bir üst tura çıkma olasılığı %70 büyük bir hediye lazım PSV’nin 2. Olması için. Çünkü CSKA maçlara asılmıyor artık. PSV maçında da gördük ki Rus liginin bitmesi onları bayağı etkilemiş. Bizim maça çıkarken de hedefsiz çıkacaklar. Bazı futbolcuları şimdiden tatile girdiler. PSV’nin Inter’i yenmesi de kolay olmayacak. İş PSV-Inter maçına kalmayacaktır tahmin ediyorum ancak bazı gerçekleri görmenin vakti gelmiştir. Yaygaracıların yorumlarını bir kenara bırakıp bazı gerçekleri görmeliyiz.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


KAPTANLAR'IN GECESİ

Fenerbahçe maça çok rahat ve istekli başladı. Önceki maçlarda ilk düşüncesi oyunun kontrolünü eline almak oluyordu takımın ancak bu maçta Ankaraspor’un biraz ürkek başlaması ve Fenerbahçe’nin iştahlı olması maçın ilk yarıda çözülmesini sağladı. Takım bir yükseliş sürecinde olduğunu belli ediyor. Devamlı üstüne koyarak ilerliyor. Takımda bazı mevkilerinde değişiklikler olmasına rağmen istikrarlı bir çıkış süreci geçiriyor.

Aslında maçta en merak ettiğim konu 2. Yarı oldu. İlk yarı bittiğinde acaba Fenerbahçe önceki maçlarında olduğu gibi 2. Yarı gol bulmadan oynayacak mı diye düşünüyordum ki biraz endişelerim maçın başlamasıyla arttı. Çünkü Hikmet Karaman takım üstünde taktiksel bir oynama yaparak Fenerbahçe’nin üstüne saldırmaya başlattı ve Fenerbahçe biraz zayıf kaldı. Tümer zayıf kalıyordu ve takım bir anda kendi sahasında çıkmakta zorlandı. En sonunda golü yiyince endişelenmeye başladı taraftarlar çünkü korkulan şey oluyordu ki Zico çok akıllıca bir değişiklik yaptı. Zico artık stajyer olmadığını kanıtlarcasına işler yapmaya başladı. Bu sene çok formda bir sezon geçiriyor. 60. Dakikada Tümer’i çıkartıp Selçuğu oyuna almasıyla Fenerbahçe tekrar sahada üstünlüğü eline aldı ve Alex’in sazı eline almasıyla goller geldi. Gözüme batan birkaç nokta vardı. Roberto Carlosu sakatlamak için elinden geleni yaptı Ankarasporlu futbolcular. Önder ilk yarıda çok iyi bir oyun oynadı ancak ikinci yarıda çok iyi değildi. Bindirmeleri zamansız idi ve kademe hatası yaptı. Yediğimiz 2. Golde kademeye giremedi ve Mehmet Yılmaz’a gol için fırsat verdi. Takımın gol sorununun çözüldüğünü gördük. Bunda Alex’in ağırlığını koyması büyük etkendi. Zico daha sonra yaptığı değişiklikler ile takımı rahatlatmasını bildi. Dikkatimi çeken bir diğer konu ise maçta futbolcuların çok rahat olmasıydı. İnter maçı öncesi bu sakinlik beni sevindirdi. Heyecan yok gibiydi futbolcularda veya stres. Deniz Barış’ın bu takımda mutlaka oynaması gerektiğini onun olmadığı maçlarda ise Selçuk, Kemal, Appiah gibi oyuncuların mutlaka bir devre oynamasından yanayım. Çünkü maçta öyle anlar oluyor ki Deivid, Alex, Tümer bazen mücadeleyi bırakıyorlar, Semihte ilerde kalınca takım bir anda mücadele yönünden düşüyor. Bu noktalarda bu orta sahaya bir destek şart oluyor. Zico bu maçta Selçuğu alarak güzel bir işte yaptı bana göre.

Fenerbahçe’nin çok gizli silahları var. 1. Kaptan Alex De Souza ve 2. Kaptan Semih çok önemli işler yapıyorlar son zamanlarda. Birde gizli kaptan Roberto Carlos var. Devamlı oyuncuları uyararak takımı yönlendirmesini bildi. Fenerbahçe çok karakterli bir takım oldu. Karakteri sağlam futbolcular oynuyor maçlarda. Bu da rakibin onlara saygı duymasını sağlıyor.

Inter maçında çok korkmaya gerek olmadığını düşünüyorum. Bu takım orda yenilebilir ancak hem oyun hem de skor olarak Inter’e ezilmez. Inter maçı Fenerbahçe için değişik bir sınav olacak. Gruplardan çıkma yolunda bir sınav olmayacak. Daha çok böylesine güçlü rakipleriyle deplasmanda neler yapması gerektiğine dair önemli bir sınav olacak. Beraberlik güzel bir sonuç olur Fenerbahçe için. Yenersek çok güzel olur. Yenilirsek üzülmememiz lazım çünkü bir İtalyan takımını deplasmanda yenmek zaten her takımın kolayca yapabileceği bir iş değil.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


SAHA SİYASET KOKUYORDU

Fenerbahçe için maçın nasıl geçeceğini hepimiz biliyorduk. Bizi şaşırtan iki olay oldu. PSV’nin bu kadar mücadeleci bir oyunu tercih edeceğini düşünmemiştik. Sahanın her yerinde bastılar, koştular, mücadele ettiler. Fenerbahçe de geri kalmadı. Ancak PSV ye oranla daha etkili ataklar geliştirdi. Bu maçın hakkı beraberlikti. Fenerbahçe çok önemli bir puanı cebine koyarak İstanbul’a geliyor. Bizi şaşırtan asıl olay ise Deividin çok kötü olmasıydı. Gerçekten çok büyük pas hataları yaptı. Kırmızı kartlık pozisyonda hakemin saçmalamasını bir kenara koyarsak maç boyu yapmadığı zamanında par atma olayını gerçekleştirmiş olsaydı bugün daha farklı skorlar üzerine konuşuyor olabilirdik. Fenerbahçe’nin her futbolcusu iyi mücadele etti. Beğenmediğimiz Devid bile mücadelesini yaptı ama Ali Bilgin gerçekten kötüydü. Bu maçta mucize bir sonuç alamıyorsak bunu ali bilgine borçluyuz diyebiliriz. Çünkü hiçbir etkisi olmadı.

Diğer futbolcular iyi oynadılar. Ancak ayrı bir paragraf Gökhan Gönül için açmak istiyorum. Gerçekten tek başına sağ kanatta harika mücadele etti. Önündeki Deividin devamlı oradan kaçması ve önün boşaltmasına rağmen ve PSV’nin Carlos’u ezemeyip de onun kanatından yüklenmesine rağmen görevini layıkıyla yaptı. Bek gibi oynadı, takımını savundu ve gerekirse atağa kaldırdı. Önünde iyi bir Sağ Açık olursa Gökhan Gönül çok iyi işler yapar. Hatta Milli takımda ve Fenerbahçe’de vazgeçilmez olur. Kendini daha da geliştirirse vazgeçilmez olur.

Zico artık güven ermeye başladı. Oyuncu değişiklikleri zamanında yapıyor ve oyunu istediği gibi yönlendiriyor. Bugün takım 1-0mağlupta ayrılabilirdi ancak önemli olan Zico’nun yapmak istediklerini yapmasıydı.

Sahaya bakıyorum futbolcular son derece kaba, taraftarlar son derece kaba ve berbat, hakem son derece kötü. Ben bu durumu içime sindiremedim. Maç boyunca düşündüm. Avrupa halkı bizim ırak’a girmemizi protestomu ediyor acaba? Hakemin kararları, futbolcuların ve taraftarların tavırları beni futboldan soğuttu. Burada çok maç yaptı Fenerbahçe ve burası Türklerin yoğun yaşadığı ülkelerden ancak Hollandalıların bu kadar hırçınlaşması beni gerçekten üzdü. Bugün Fenerbahçe bu siyasi oyunlara ezilmediyse Zico ve onun talebelerindeki oyun anlayışı ve sisteme bağlıdır.

Fenerbahçe gruptan çıkma yolunda büyük bir avantaj elde etti. Ancak bu avantajı lehimize çevirmemiz için Kadıköy’de PSV’yi yenmemiz lazım. Yoksa bir anlamı kalmaz bu beraberliğin. CSKA bu akşam İnter’e yenilmesiyle zaten grup sonunculuğuna doğru ilerliyorlar. Fenerbahçe en az 3. Olmayı garantiledi gibi. Ama PSV’yi yenip erkenden vize alabilir. Çok önemli futbolcular oynamayacakmış gibi gözüküyor ancak Zico bu takıma öyle bir olgu aşılamış ki yerine kim oynarsa güven vermeye başladı. Merakla İstanbul’da ki maçı bekliyoruz. Türkler bakalım bu sefer rahat bir iş yapabilecek mi? Yoksa yine son dakikaya kadar kıvranacak mıyız? Her şey bizim elimizde.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


YAVAŞ YAVAŞ RAYINA OTURUYOR

Takımda bir düzelme var. Artık herkes görevinin bilincinde ve takım arkadaşlarının neler yapacağını iyi biliyor. Yedek bekleyenlerde her an oynayacaklarmış gibi çalışıyorlar. Saha içi diziliş mükemmele yakındı. Maçta bazı anlar dışında büyük boşluklar göremedik. Blok halinde mücadele etti takım. Maçın başında Konyaspor açık ve mücadeleci bir oyun sergiledi. Buldukları pozisyonlar duran toptan olmasına rağmen ilk 15 dakika önde iyi bastılar. Ancak takımların en büyük sorunu burada başlıyor. Sonraki 75 dakika karşı rakibe sert futbol ile üstünlük kurmaya çalıştılar.

Bugün dikkati çeken çok önemli bir olay gördüm. Semihi gölge gibi takip eden bir adam vardı defansta. Ünal Karaman değişik bir strateji uyguladı ve yedikleri golde kaleci Özdenin çıkış hatası olmasa semih bugün maçta çok zorlanırdı. Alex’e markaj vardı ancak semihe bu denli markaj yapılacağı aklıma gelmezdi. Fenerbahçe golü bulduktan sonra saldırmaya soldan bindirmeye çalıştı. Ancak Konyaspor hemen Carlos ve Vederson’a fauller yaparak onları oyundan soğutmaya çalıştı. Hakemde her zamanki gibi bunlara müsaade etti. Bugün maçta kırmızı kart çıkmaması hatta sarı kartın az bile çıkması Anadolu takımlarını kuvvetlendiriyor. Adamlar çıktıkları her maçta sakatlayıcı darbelerle oynuyorlar. Fenerbahçe’nin birkaç maç bu takımları bu şekilde yenmesi lazım. Çünkü bu adamlara puan verdikçe bunlar hep aynı taktiği izleyecekler. Sen bunları yendikçe bunlar adam gibi futbol oynamayı öğrenecekler. O zaman milli takımda kazanacaktır. Çünkü ülkedeki futbolcular pas yapmayı oyun kurmayı bilmiyorlar ve bunu öğrenecekler. Hakemler tamamen skandal kararlara imza atıyorlar. Bugün Beşiktaş maçında ve Fenerbahçe maçında bu skandal kararlar devam etti. Fenerbahçe maçında bariz hatalar gözükmüyor ancak verilmeyen fauller ve sarı kartlar ile futbolun kalitesini düşürüyorlar. Attıkları futbolcular, vermedikleri penaltılar derken artık işin tadı tuzu kaçmaya başladı. Bunların sorumlusu Haluk Ulusoydur. Türk futboluna vurduğu darbeler ile futbolu artık bitirme noktasına gelmiştir. Futbolun güzellikleride vardı Kadıköy’de. Roberto Carlosun her maç yaptığı hız denemelerinden bir kaçını bugün yeniden gördük. Onu gördükçe futbola olan hayranlığımız biraz daha arttı. Vederson ile anlaştıkça daha güzel maçlar çıkaracaktır. Gökhan da bugün sağ kanatta iyi işler yaptı. İleri geri çok iyi çalıştı. Önündeki Deividin devamlı içeri kaçmasına rağmen orda takımı adına iyi mücadele etti. Alex’e çok yakın markaj yapıldı iyi oynayamadı ama gol atarak klâsını gösterdi. Deniz Barış ve Aurelio zaten bildiğimiz futbolcular. Fenerbahçe adına büyük bir şans ikiside. Yasin ve Edunun uyumuda harikaydı. Yasin böyle oynarsa milli takım içinde düşünülebilir.

Appiah ürkek göründü. Appiahın maç yapmaya ihtiyacı var. Pozisyonlardaki çabukluğunu yitirmiş. Buda sakatlık sonrası ürkekliğinden kaynaklanıyor. Appiah’ın biraz zamana ihtiyacı var.

Fenerbahçe yavaş ama sağlam adımlarla, temeli sağlam kurarak ilerliyor. Sabredilirse çok iyi yerlere gelecektir.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


Zico Futboldan Anlamıyor Demek

Zico ilk geldiğinden beri bu lafları edenlere hep gülüyordum. Ben teknik direktör değilim, yaptığı hatalar olmadığını da iddia etmiyorum. Ama nedense bu laf beni hep güldürüyor. Bugün Fenerbahçe’nin başına gelen en kariyersiz teknik direktör olan Zico Fenerbahçe’yi Avrupa’da güzel yerlere taşıyor. Her maça takımı farklı havada hazırlıyor, her maçta Fenerbahçe armasını gururla Avrupa’da temsil ediyor. Tabi daha her şey bitmedi.

Bu maçta çok şeyler okudum. Sahada gençler bile Avrupalı gibi oynadı. Özellikle Gökhan Gönül ve Yasin çakmak sonradan oyuna girmesine rağmen iyiydiler. Tabi diğer oyuncuları da es geçmemek lazım. Zico maçın öyle bir anında öyle değişiklikler yaptı ki Edu ve Luganoyu çıkartıp bu iki oyuncuyu koyması yorulan CSKA takımına karşı üstünlük sağlamamıza neden oldu. Bu takım belki Deividin kaleci hatasıyla gelen golüyle beraberliği yakalamış olabilir ama gol resmen geliyorum dedi. Bugün edu şanssız bir gününde olmasaydı CSKA’nın bize atacağı gol sayısı en fazla 1 ile sınırlı kalacaktı.

Maçta Kezman ve Alex’e, Aurelio destek vererek başladı ve golü savunma hatasıyla buldu. Defansif olarak ilk yarıda harika bir takım oyunu oynadı Fenerbahçe. Love ve Jo gibi iki harika forvete karşı güzel savunma yaptılar. Özellikle ilk golü atan oyuncu sağ kanattan harika bindirmeler yaptı. CSKA boş takım değil. Harika koştular. Defansları çok sağlam. Yerden ve havadan top göstermediler. 75. Dakikaya kadar çok güzel oynadılar ancak onlarda oyundan düştüler. Zaten ilk PSV maçında da çok güzel oynadılar ancak oyundan çabuk düştüler. CSKA daha 2 sene önce UEFA kupasını kazanmış bir takım. Takımındaki brezilyalılar geçen yaz Copa America’yı gören futbolculardan bazıları. CSKA’nın 1 puanda olması şampiyonlar liginin adaletsiz ve son derece acımasız bir arena olduğunu gösteriyor. Son derece kötü oynayan PSV bile 3 puan alırken CSKA’nın 1 puan alması ileriki maçlarda da böyle olacağını göstermez. Fenerbahçe deplasmanda ki PSV maçından galibiyetle dönerse, bir Dünya takımı gibi yapması gerekeni yaparsa, şampiyonlar liginde güzel günler görebilir. Tabi ki şampiyon olamadı diye Zico’yu göndermezse. Çünkü Türkiye süper liginde şampiyon olmak veya olmamanın güzel oyuna bağlı olduğunu düşünen insanlar var ülkemizde.

Rusya’dan altın değerinden 1 puanla dönüyor Fenerbahçe.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


Doğru Yer, Doğru Zaman, Doğru Adam

Fenerbahçe bugün Türkiye liginde oynayabileceği en mücadeleci oyununu ortaya koydu. Hani yıllardır bazı yazarların diline pelesenk olmuş bloklar arası uyum bu maçta gözle görülür biçimde gerçekleştirildi. Zico gün geçtikçe teknik direktörlük vasıflarını biraz daha yukarıya taşıyor. Biraz daha sabır gösterilirse Zico ile daha iyi işler yapacağımız bir gerçek.

Defans o kadar çok mücadele etti ki, Ankaragücü harika bir baskı uygulamasına rağmen Fenerbahçe’yi durduramadı. Ankaragücü’nün hakkını vermek lazım, gerçekten iyi oynadılar. Ancak karşılarında gerçekten harika bir Fenerbahçe vardı.

Ancak maçı canlı izleyenler pozisyonların çok kolay harcandığını ve yapılan mücadeleler sonucunda kazanılan topların çok yanlış kullanıldığını göreceklerdir. Gerçekten Fenerbahçe harika mücadelesini gollerle süsleyemedi. Hele bir pozisyonda Carlos öyle bir depar attı ki herkes ayağa kalktı, ancak top golle sonuçlanmadı. Zaten bu mücadelelerin sonucunda kazanılan toplarda ya pası atan yavaş attı veya isabetsiz attı, ya kaçan adam yanlış yere kaçtı veya son vuruşlarda etkisizdi, her şey doğru yapıldı ama kaleci biraz şanssızdı. Aslında Fenerbahçe biraz şanssızdı diyebiliriz. Bu takım illa ki bu şanssız dönemi atlatacaktır. İşte o zaman bu mücadeleci oyunuyla seri galibiyetler alacaktır.

Vederson ve Carlos muhteşemdi. İkisi de son derece hızlı, son derece mücadeleci futbol oynadılar. Ayakta alkışlanmayı hak ettiler. Özellikle Carlos, edu, Lugano, önderin uyumu görülmeye değerdi. Deivid son dönemlerdeki çıkışını sürdürdü. Alex bildiğimiz Alex gibi oynamaya devam etti ama o da şanssızlar listesindeydi. Aurelio ve Deniz görevlerini yaptılar. Bu maçta tek farkları biraz daha dikine oynadılar. Topları defansta çok dolaştırmadan direk karşı kaleye oynadılar. Kezman aynı Kezman. Çok yıprandı. Bu maçta biraz daha koşularında rakibine oranla üstünde ancak son vuruşları hala kötü. Kötü olmaması da elde değil. Çok az top alıyor ve aldığı toplarda yanında hep 3 kişi oluyor. Kezman daha iyi olacaktır. Mücadelesi yeter. Oyuna sonradan giren Ali Bilgin Golünü atarak kendine güvenini tazeledi. Onun adına iyi oldu. Hem de Fenerbahçe’nin son dakika kazasına uğrama riskini ortadan kaldırdı.

Maçın en kötüsü ise hakemdi. Fenerbahçe’nin 4 net penaltısını vermedi. Artık MHK işin suyunu çıkarmaya başladı. Fenerbahçe’ye penaltı vermemek için ant içmişler. Fenerbahçe’ye verilenlere bakıyorum birde karşı takımlara verilenlere bakıyorum artık oturup gülsem mi ağlasam mı karar veremiyorum. Bu kadar farklı yorum olamaz. Nobre’nin samsun maçında kaleciye kırmızı kart gösterdiği penaltıdan sonra tüm Türkiye Fenerbahçe’ye penaltı cezası kesti. Fenerbahçe haksız rekabeti içinde mücadelesini sürdürüyor.

Fenerbahçe dönem dönem öyle baskı kurdu ki rakibe, çivi çiviyi söker misali Ankaragücü bizi dövmeden biz onları dövelim dediler. Gayet iyi yaptılar. Geçen hafta rakip puan telaşında 10 dakika saha içinde yattı 4 dakika uzatma verdiler, bu hafta geride olan rakip hiç yatmadı ama 3 dakika uzatma aldılar. MHK bu sene güzel çalışmış. 4-5 dakikadan bir şey olur mu olmaz mı bunun muhabbetini de yaparım ancak sorun süre değil, niyet.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


Yolun Sonu Gözüküyor

Galiba bu işin sonu belli olmaya başlıyor. Fenerbahçe böyle giderse hüsrana uğrayabilir. Teknik direktör çok eleştiriliyor. Haklı olunabilir ama her eleştiriyi uygulamaya çalışınca, değerlendirmeye çalışınca ortaya böyle karmaşık bir yapı çıkıyor. Zico gerçekten berbat takım çıkarıyor olabilir. Bazı oyunculara şans vermiyorda olabilir. Ama bu takım böyle olmamalıydı. Birileri çift forvet oynayan takımın daumun 4-4-1-1 ine dönmesini istiyor ve hemen dönüyor. Birisi 3-5-2 Nil iyi olacağını söylüyor ve hemen o sisteme geçiliyor. Artık iş çorba olmaya başladı.

3-5-2 nin en önemli özelliği kanatlar ve orta ikilidir. Kanatlar hem defansta hemde ofansta bindirmeler yapabilen oyunculardan kurulu olmalı ve orta ikiliden destek almalıdır. 4-4-2-2 de ise apayrı bir sistemle oynanır ve kanatlardaki oyuncuların yardımlaşmaları ve ortadakilerin yardımlaşmaları atakların şiddetini belirler.

Bunları neden yazıyorum. Bunları bilmek kimseyi yüceltmez veya futbol bilgisini daha iyi yapmaz. Futbol sistemlerle oynanamaz. Evet, bir sisteminiz olmalıdır ancak sistemi uygulamak için sahada sizin istediklerinizi yapmaya çalışan futbolcular olmalıdır.

İşte en büyük örnek Fenerbahçe. Bu takıma istediğiniz sistemi uygulayabilirsiniz ama verim alamazsınız. Çünkü futbolcular bitmiş. Biten futbolcular yıldız futbolcular da değil. Kezman bitmiştir ancak bir Ali Bilgin, Selçuk ve Önder Turacı ondan aşağıya kalır yanları yoktur. Zico ortaya Selçuğu koymuş ama Selçuk’un ne yaptığı belli değil. Mücadele yok, paslaşma yok, baskı yok. Keza Ali Bilgin öyle, paslaşma yok. Kanatlardan bindirme yok, heyecan yok. Bakıyorsun alex harika paslar atıyor, roberto carlos bindirmeler yapıyor. Koşuyor mücadele ediyor. Aurelio tek başına elinden geleni yapıyor. Defans zaten bu kadar yalnız kalınca elinden gelenin en iyisini yapıyor.

Sorun sistemde değil. Sorun futbolcuda ve teknik direktörde. Sorun taraftarda. Sorun yayılmış durumda ve herkes birbirini suçluyordur.

Ziconun semihi oynatmamasını anlamıyorum. Kazım’ı oynatmamasını anlamıyorum. Ali bilginden kanat oyuncusu yaratmasını anlamıyorum. Ali bilginden bir şeyler yapılmasını da anlamıyorum. Zaten Anadolu takımlarından bir futbolcu 3 büyüklere karşı iyi oynadı mı hemen piyasa yapıyor. Adamlarda istikrar yok. Bugün Rize Fenerbahçeyi yeniyor ama aynı performansı başka takıma gösteremiyorlar. Sende gidip o takımın sana gol atan futbolcusunu alıyorsun. Adam istikrarsız ve bu istikrarsızlığını sendede sürdürüyor ve aldığı milyon dolarlar ile keyif çatıyor.

Alex’e bakıyorum, öyle güzel paslar veriyor ki, Kezman 3-4 pozisyonu öylece yedi. Alexde koşmadığıyla kaldı işte. Alexden yararlanan bir tane futbolcu yok. Biraz Carlos yararlanmaya çalışıyor. O kadar milimetrik pastan birini gol yapmalısın. Maçta 23 şut atılıpta 5 i isabet buluyorsa forvet elemanlarının uyumsuz olduğu görülmelidir.

Rize’nin oynadığı futbol, futbol değil. Sadece koşuyorlar. Başka takıma onuda yapmıyorlar. Fenerbahçe’nin oynadığı futbolda futbol değil. Hakemlerin oynadıklar oyunda, oyun değil. Zaten bu ülkenin milli takımlar düzeyinde ve kulüpler düzeyinde başarılı olması şimdilik zor.

Yok, İnterin defansı yokmuş, yok efendim İnter eksikmiş. Ne yani İnterin yedekleri Rize kadar olamaz mı?

Güldürmeyin beni de işinize bakın. Yok, o arkada oynamalıymış, yok o kanat değiştirmeliymiş.

Bunlar boş. Sahada oynamak, kendini geliştirmek istemeyen adamlar var. Bunları temizlemek lazım takımdan. Yetenekli olabilirler ama istikrar yoksa yeteneğin gereği de yok.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


Milli Felaket

Türkiye’de futbol iflas etmiştir. Düzelir mi? Elbette düzelir, Nikopolidis, Myhre gibi kaleciler olduktan sonra düzelir. Gerçekleri göremiyoruz, analiz yapamıyoruz, en önemlisi her şeyi çarpıtıyoruz.

Son zamanlarda Kezman ve Appiah'ın açıklamalarıyla Fenerbahçeli futbolcular medyaya karşı artık bir tavır sergilemeye başladılar. Ancak etiklik, Fair Play ve sporun dostluğundan bahseden diğer futbolcular bu açıklamalara hiçbir destek vermediler. Türkiye’de bu yüzden hiçbir zaman futbol ilerlemeyecek. Bugün Kezmanın, Appiahın başına gelenler diğerlerininde başına gelecek ancak basına birlik olup rest çekmedikten sonra Türkiye’deki bu çarpık düzeni hiçbir zaman düzeltemeyeceğiz.

Zaten iş Fenerbahçe aleyhine gelince herkes karşı taraftar birlik oluyor ama Fenerbahçe’nin lehine olunca susuyorlar. Türkiye bu şekilde uçuruma gider.

Medyaya tavır sergileyen tek başkan Aziz Yıldırım. Diğerleri yanlarına birkaç spor yazarını almış onları besleyerek kulüplerinin gündemini çok sıcak tutuyorlar. Şu an bakıyorsunuz sene başından beri Fenerbahçe hep kötü, Fenerbahçe hep berbat. Bu masalı herkese yutturdular. Sonunda olan milli takıma olacak. Kazanan yine Fenerbahçe olacak. Çünkü ligdeki takımlar içinde programlı olarak geleceğini şekillendiren bir kulüp var o da Fenerbahçe. Aziz Yıldırım Medyanın önünü tıkıyor diye her zaman eleştirildi, bundan sonrada eleştirilecek ancak bunun kimse farkında olmayacak. Çünkü haber alma organlarımız çok zayıf ve haberi en ücra köşeye götüren kurumlarda bu medya kuruluşları. Herkes haberi buradan alıyor. Çok az kısım alıyor gerçekleri görebileceği yerden haber alabiliyor. Televizyonlarda Özhan Canaydının, Adnan Polatın, Yıldırım Demirörenin, ... Vb yakınındaki yazarlar taraflı yorum yaparken Aziz Yıldırımın yakınında kimse olmadığı için arkasından iş çeviren spor yazarları yorum yapıyor.

Medya önce kendine bir çeki düzen verecek. Tamam, eleştiri olacak ama her şeyi usulüne uygun yapmak zorunda. Futbolcuyu köle gibi görmeyecek.

Taraftar grupları zaten ayrı âlem. Aziz Yıldırım neden sevilmiyor artık anlayın. Aziz Yıldırım Futbolun! çemberine çomak sokan tek başkan. Türkiye futbolunda onun gibi davranan adam yok. Sevilmemesi normal. Yurtdışına çıkınca ona herkesin saygısı artıyor. Çünkü yurtdışında herkes futbolu acaba nasıl daha ileriye götürürüz zihniyetiyle çalıştığı için Aziz Yıldırım destek görüyor.

Bugün Herkes yolunu bulmuş durumda. Herkes rahat. Fenerbahçe’nin eleştirilmesinden herkes memnun. Ancak ilerde aynı duruma kendileri düşecektir. Kendi kazdıkları kuyuya kendileri düşecekler. Bu takım ilerde daha iyi olacaktır. Avrupa’da başarılar gelecektir. İşte o zaman yazacak bir şey bulamayan medya onlar hakkında yazacaklar. O zaman onların yapmadığını bizim futbolcularımız, başkanımız ve taraftarlarımız yapacaktır. Çünkü büyük her zaman büyüktür.

Eleştirilecek o kadar yanlış o kadar berbat insan ve yönetim var ki şu an bir tek bu işi adam gibi yapmaya çalışan Fenerbahçe eleştiriliyor. Haluk Ulusoy gibilere kimse dokunamıyor. Kezman gibi, Appiah gibi, lig kalitesini yükseltecek futbolcular eleştiriliyor ancak Haluk Ulusoy’a hiçbir yaptırım, eleştiri yok.

Bu böyle gitmez. Zaten az kaldı. Darağaçları kurulmaya, ipler çekilmeye başladı.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


İlahi Komedya-Mazoşist Duygular

Artık gülmeye başladım. Bu takımın futbolcularına gülüyorum. bu takımın potansiyeli bu değil. Bunu herkes biliyor. onlarda biliyor. Zicoda biliyor. Herkes biliyor. Peki neden böyle oynuyorlar. İşte bende buna gülüyorum.

İleride Kezmana destek veren kimse yok. Peki zico bu takıma karşı bile tek forvetle mi oynayacaksın. Sakın yanlış anlaşılmasın. Çift forvet olunca daha çok pozisyon bulacağız diye birşey yok. Ancak kezmanı kasapların ortasına bırakmak akıl işi mi Zico. Artık teknik analiz olaylarına bile girmek istemiyorum. İzlerken kanser olduk birde yazarken olmayalım!
Bu takımın ligde oynaması bile yanlış. hukuki yollarla burda değiller. Masabaşı oyunlarıyla burdalar. bunların amacı kasaplık. İlhan Cavcavın ilginç fantezilerini uygulayacaklar. Ülkede bu federasyon oldukça futbol zevk için oynanmaktan çıkacak, insanların birbirini öldürdüğü bir spor dalı olacak. Türkiyede ki futbol düzeni artık iyice yozlaşmaya başladı. Birgün gelecek büyük bir facia olaacak ve o zaman şapkamızı önümüze alıp olayları tartacağız. Ama iş işten geçmiş olacak.

Fenerbahçeli futbolcular acaba daha nasıl birşey bekliyorlar oynamak için. Allahtan taraftar var. Şimdi önlerindeki 2-3 maçı kazanırlar. Bu takıma galiba çözdüm. Bu adamlar mazoşist. Acı çekmekten zevk alıyorlar. taraftarın onlara acı çektirmesi hoşlarına gidiyor.

Bundan sonra taraftara kızmayacağım. Çünkü onların bu vahşi tavırları Fenebahçenin başarısı çok belirleyici rol oynayacaktır.

Maç yazısı mı ?
Ortada oynanan bir futbol görmedim. Yazmaya gerek yok.

Abdullah Aksoğan abdullahaksogan@hotmail.com


Başarı Defanstan Geçiyor

Fenerbahçe yıllardır yapamadığını bu sene yapıyor. Zico konusunda birçok yorumcu ve taraftarların büyük çoğunluğu olumsuz tavrını sürdürüyor. Ancak saha içindeki oyuna baktığımızda Ziconun hiç de yabana atılacak bir adam olmadığını görüyoruz. Oyuncu tercihlerinde belki kötü davranıyor olabilir ancak seçtiği oyunculardan beklediği sadece düzgün paslaşma. Ancak bu oyuncular bunu bile yapamıyorlar. Yapsalar oyunu daha çok kontrollerinde tutacaklar.

Fenerbahçe, Anderlecht'i 2 maçta, gol yemeden ve yenerek şampiyonlar ligine çok iyi bir giriş yaptı. Kasasını da doldurdu. İtibarını da artırdı. Şimdi Avrupalı topçu şunu düşünecek, bu adamlar Roberto Carlos’u aldılar ama gerçektende yararlanıyorlar. Şu an biz bu futbolcuların ve Avrupa kamuoyunun gözünde Katar, Arabistan takımlarının gördüğü muameleyi görmemek adına önemli bir olaydı. Bundan sonra Fenerbahçeye gelen futbolcu diyecek ki bu takımın birkaç eksiği var ben gelirsem kapanır ve iyi yerlere gideriz. Böylece Fenerbahçe de başarıya inananların sayısı daha fazla olmaya başlayacak.

Fenerbahçe Zico ile bir sistem kurdu. Defans ve kaleci hatasız oynuyorlar. Önder çok pas hatası yapıyor ancak bu önünde oynayan arkadaşıyla anlaşamamasından kaynaklanıyor. Zico, Deivid ve Tümerin yerini o kadar çok değiştirdi ki, Carlos solu idare etti ancak Önder biraz etkisiz kaldı. Ancak herşeye rağmen Anderlecht’in bir tane organizasyonu olmadı. Bakmayın direkten dönen toplara. Bizimde kaçırdıklarımız var kıyaslama yaparsak.

Alex ve Tümer bir arada yapamıyor. Tümer fazla top kaybediyor. Alexde oyuna girmiyor. Oyuna girmiyor dediğimiz Alex Fenerbahçe’nin 3-4 pozisyonunda ve 2 golünde imzası var. Bu takımda Alex mi Tümer mi kalmalı diye soru sorarsak Tümer’in yedek kalması gerektiği apaçık ortada. Aslında bu takım iyi bir Appiah ile daha iyi yerlere gidebilir ancak Appiah’a destek verilmeli. Bunu hak ediyor Appiah.

Şampiyonlar liginde başarı defanstan geçiyor. Zico geçen seneki hücum futbolunun seyir zevki bakımından güzel olduğunu ama boş olduğunu gördü. Celta Vigo’yu orda ezip yenildik, Frankfurt’u ezip zar zor berabere kalmamız ve AZ Alkmaar’a elenmenin verdiği tecrübe Zicoyu doğru yola götürüyor. Fenerbahçe yıllar sonra iyi bir savunma bloğuna kavuşuyor. Önünde oynayan ön liberolarda çok kaliteli ve alternatifli. Forvet daha akıllı oynadığı vakit, rakip alana top taşımasını, tutmasını becerebildiği vakit Fenerbahçe rakipleri için korkulu bir takım olmaya başlar.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


Sorunlu Futbolcular Var

Maalesef Fenerbahçe’de sorunlu futbolcular var. Sorun futbolcuların birbirini çekememesi değil. Sorun futbolcuların futbol mantalitesinde. Hatta bazılarını anlamakta güçlük çekiyorum.

Zico kendini geliştiriyor. Maç içinde bunu çok rahat görebildim. Özellikle ilk yarıda daha çok dikkatimi çekti. Ancak 2. Yarıda yapmadığı değişiklikler ilk yarıda saha içinde takımın taktiğiyle oynaması gibi hamlelerini gölgede bıraktı. İlk golden 5 dakika önce takım 3–5–2 taktiğine döndü. Saha içinde ölü olan Tümer sağ kanada geçti ve Roberto Carlos öne çıktı. Bu taktik ile yapılan ilk atakta golü bulduk. Zaten takım ilk yarı iyi işler yapıyordu ancak sağda kanat adamı olmayan Deivid ile solda kanat adamı olmayan Tümer, Fenerbahçe forvetini besleyemiyordu ancak ortada denizin harika çabasıyla atak yapıyorduk. İlk yarıda harika taktik varyasyonlar yaptık ve iyi sinyaller verdi Fenerbahçe. Denize ayrı bir paragraf açmak lazım. Deniz bu gece sağ kanattaydı, sol kanattaydı, liberodaydı, adam kesiyordu, atak başlatıyordu, gollük paslar veriyordu.

Aynı paragraftan birde Tümer’e açmak lazım. Pas vermek yok, atak yönetmek yok, sol beke destek yok, orta açmak yok, koşmak yok, top kazanmak yok. Tümer maç boyu yattı. Takım Tümer sayesinde 10 kişi oynadı. Alex bile koştu zaman zaman. 34 yaşındaki Roberto Carlos sol bekten ileri uca kadar deparlar attı. Bu adama yaşlı diyenler utansın. Tümer kafasında futbolu bitirmiş. Askerlik havasına girmiş iyice. Keyif yapıyor.

Bu takımda sorunlu futbolcular var demiştik. Birde bunlara eşlik eden Zico var. Kezman’a tahammül etmesi, Tümer’e tahammül etmesi gerçekten şaşırtıcı. Kazımı Sağ kanatta oynatsa, Deivid'i de sağ kanattan kurtarıp ileri uçta oynatsa bu takım bugün Sivas’ı dağıtırdı. Kezman öyle goller kaçırdı ki artık insanların güveni kalmadı Kezman’a. Zaten Kezman maçlarda sinir yapmaya başladı. Ziconun bu durumu görmesi lazım. Deivid çok mücadele ediyor ve formayı sonuna kadar hak ediyor ancak Deividin yeri sağ kanat değil forvettir. Sağ kanatta oynaması gereken biri varsa o da Collin Kazım Richards’tır. Semihi de alabilirdi Forvete.

Defans iyiydi. Serdar bildiğimiz serdar. Önder kademe hatalarına devam etti. Zaman zaman Carlos ters kademeye girip önderin adamlarını tuttu. Önder biraz daha kademe yapmasını öğrenmek zorunda ve hala kafa topu almasını bilmiyor. Bu dörtlü birbiriyle anlaştığı zaman daha iyi işler yapacaktır. Defans gol yememeyi öğreniyor. Forvetlerin çalışmaması yüzünden taraftar stres çekiyor ancak bu savunma ilerde daha iyi olacak. 2. Gol gelseydi daha rahat olurdu ve daha az pozisyona girerdi Sivas. Bu durumu göz önüne almak lazım Defansı değerlendirirken. Forvet düzeldiği zaman Defans daha iyi işler çıkartacaktır. Selçuk neyine güvenerek koşmuyor, pas hatası yapıyor ve kesicilik yapmıyor merak ediyorum. Selçuğun ilerde baskı yapıp Sivaslı futbolcuları Engellemesi gereken yerlerde Edu ve Lugano vardı ve maçın başında sarı kart yediler. Selçuk bu mantaliteyle oynayamaz. Kemali alabilirdi Zico. Selçuk orta sahada zarif adımlar atarken Denizin özverisini görmek beni gerçekten düşündürüyor. Kemal’e yazık değil mi? Allahtan Aurelio var, biraz rahatlıyorum. Appiah'ı da özlemeye başladım. Belki Kezman ve Deividden biri kesilir. Kazım oynamayacaksa Appiah oynamalı Sağ kanatta. Veya Deniz ve Aurelio ile beraber sağ kanatı dönüşümlü olarak kullanabilirler. Deniz zaten bugün klasını gösterdi. Sahada yaptıkları harikaydı.

Şunu da belirtmek lazım. Fenerbahçeye karşı oynayan her takım ölümüne topa giriyorlar. Her maçta bir futbolcumuz sakatlanıyor. Bu hırsı diğer takımlara karşı göstermiyorlar. Tamam, hırs olacak, Mücadele olacak ama Fenerbahçenin futbolcusunu sakatlarsan, sonraki hafta gidip karşı takıma karşı yatarsan ben bu işe gülerim. O zaman hakem ne iş yapar diye düşünürüm. Hakem bunlara hep göz yumdu. Geçen hafta Gaziantep bu hafta Sivas güzel kıyım yaptılar.

Ziconun şunu anlaması lazım. Geçen hafta Gaziantep’i yenen kadro bizi yanıltabilir. Ancak o takım bu takıma yama yapılmalı. Zico bunu yapmıyor. Ancak yapacaktır. Şampiyonlar liginden elenirsek bu karışım gerçekleşir. Ancak işin Zico tarafından önemli olan kısmı bunu ağır bir fatura gelmeden yapması. O zaman taraftarın güvenini kazanır ve herkes saygı duyar.

Abdullah Aksoğan.
abdullahaksogan@hotmail.com


Ben Buna Mücadele Derim

Maçta Mesut Bakkal’ın Fenerbahçeye karşı kolayca teslim olmayacağını biliyorduk. Mesut Bakkal gittiği her takıma futbol kimliğini yansıtıyor. Gaziantep maça iyi başlayamadı çünkü taktikten ve teknikten bihaber olan! Ziconun maça Anderlecht maçındaki 11 futbolcudan değişik bir takımla çıkmasının verdiği şaşkınlıkla ve futbolcuların hırsıyla ilk dakikalarda Fenerbahçeden 2 gol yediler.

Peki, Zico neden böyle bir şey yaptı. Eğer bugün Fenerbahçe yenilmiş olsaydı veya berabere kalmış olsaydı çok kötü senaryolarla karşı karşıya kalabilecektik. Ancak Zico çok akıllıca davrandı. Fenerbahçe takımının 25 kişilik bir takım olduğunu ve formanın göründüğü gibi kolay olmadığını harika bir şekilde anlattı. Maçı izleyenler görecektir, Zico devamlı takımın taktiği ve futbolcuların yeriyle oynamalar yapıyor. Yılmaz Vural veya bir başkası gibi takla atarak yapmıyor bunu, birkaç hareketiyle bunu sağlıyor.

Bugünkü skor sizi aldatmasın bugün maç başka bir takıma karşı oynanmış olsaydı Fenerbahçe daha farklı bir skor alabilirdi. Gaziantep ileri düzeyde mücadele etti. 2–0 geriye düşmesine rağmen maçı bırakmadı ve mücadelesine devam etti. Mesut Bakkal geçen senede Gençlerbirliği takımına da bunu aşılamıştı. Maçın son anına kadar tempolu bir maç oldu. Pozisyon bulamadı Mesut Bakkal’ın takımı ancak Fenerbahçeye kolay lokma olmayacağını gösterdi. 90 dakika mücadele ile geçti. İzlerken Keyif aldık.

Maçta göze batan oyuncular Kemal, Semih, Selçuk ve Collin Kazım oldular. Görevlerini eksiksiz yaptılar. Kemal eski günlerine dönmüş gibi gözüküyor. Kullandığı serbest vuruşlar ve göbekte Antep takımına karşı gösterdiği direnç gerçekten takdir edilecek cinstendi. Kazım ise son derece iyiydi. Zico’nun sağ kanatta Deivid ısrarına büyük bir cevap verdi. Ziconun bu sene Sağ kanattaki alternatifi Kazım olmalı. Topu iyi saklıyor, baskı yapıyor, ortaları güzel, pasları yerini buluyor, koşuları harika. Kazım bu şekilde devam ederse kendini 2 sene içinde geliştirir ve Milli takımın ve Fenerbahçenin vazgeçilmezi olur. Kanattan falsolu ortalar yapamıyor ancak stili Anelkayı andırıyor.

Defans ve Volkan iyiydi. İyi anlaştılar. Gökhan Gönül biraz ürkekti ancak görevini yaptı. Yasin çok iyiydi ve Can’ın hataların kapattı. Can eskisi gibi yanlış işlerine devam ediyor. Antep takımının oyun tarzı, bugün onları biraz daha az hataya yöneltti. Ancak oyunu geriden iyi kurdular. Antep gibi mücadele eden bir takıma karşı iyi oyun kurdular. Buda onların artıları oldu. Vederson çok sade oynadı. İleriye fazla çıkması ataklara destek vermedi, Antepin cılız atakları karşısında yapması gerekenleri yaptı ancak biraz daha ataklara destek vermesi lazımdı. Uğur Boral yalnız kaldı ve sol kanattan iyi ataklar yapamadık. Ali Bilgin zaman zaman Uğur Boral’a destek vermeye geldi. Ali Bilgin bugün herkesin yardımına koştu. Gücü yerinde ancak Zico saha içinde onu çok yoruyor. Ali Bilgin bir sağ tarafta, b,r sol tarafta, bir bakmışsın gol arıyor, eğer kondisyonunu iyi kullanmayı öğrenirse iyi olur ancak dikkat etmezse çok hata yapabilir. Selçuk ve Kemal defans ile forvet arasındaki bağlantıyı o kadar güzel kurdular ki Fenerbahçe’nin orta sahada bu sene sıkıntı çekmeyeceğini gösterdiler. Uğur Boral fazla heyecanlı oynuyor oyunu ve çok top kaybediyor. Dengeli oynamaya, takıma yardım etmeyi öğrendiği zaman Fenerbahçeye daha yararlı olacaktır.

Şu an için 25 kişilik kadroya baktığımızda tek sorunun ileri uç oyuncularında olduğunu söyleyebiliriz. Aslında tek tek kalitelerine baktığımızda öyle bir sorun olmadığını da görebiliriz ama ileri uç oyuncuları Fenerbahçe’de hala bir sorun. Kezman ve Deivid şu an sorunun başrol oyuncuları. Birisi semihi devre dışı bırakıyor, diğeride sağ kanata monte edilmeye çalışıldığı için Kazım gibi bir oyuncuyu sağ kanatta değerlendirmemizin önüne geçiyor. Bu oyuncular inşallah düzelirler.

Abdullah Aksoğan abdullahaksogan@hotmail.com


Lugano Geldi Dertler Bitti

Bir Luganonun gelmesiyle Fenerbahçe defansı ve ofansı biranda çehre değiştirdi. Defans sağlamlaştı ve ataklarımızda gözle görülür bir artış oldu.

Lugano Eduyuda iyi oynatıyor, R.Carlos ile iyi anlaşıyor, Önder ile iyi anlaşıyor. Rakibin ceza sahasında yüzünü kaleye dönmesini engelliyor, kafa topu aldırmıyor.Serdarın üzerine gelen 2 top vardı 2 side ceza sahası dışında geldi ve Serdar gerekeni yaptı.

Tümer maç başından sonuna kadar berbat oynadı ama tümer oynadığı zaman takım daha olumlu atak yapıyor. bunun en büyük nedeni Tümerin sakin oynaması. Uğur çok heyecanlı oynuyor ve bazı pozisyonları öldürüyor. takım oyununa alışkın değil. uğur ne zamanki sakin ve olumlu atak yapmayı öğrenirse o zaman Fenerbahçenin sol kanatı buldozere dönecektir.

Defans bu kadar harika işler yaparken önlerinde Aurelio ve Deniz gibi iki kesici ile Fenerbahçe savunması çok sert bir duvara dönüyor. Bunlara Appiahın ekleneceğinide düşünerek Fenerbahçenin ilerisi için çok iyi sinyaller verdiğini görebiliriz.

Kezman değişmiyor. Hep aynı. Topu kanattan alıp orta yapmaya çalışıyor. Böyle forvet olamazsınız ve gol atamazsınız.

Alex kısa boyuyla harika bir gol attı. Demek ki kafa golü atmak için uzun boya değil iyi bir ortaya gerek varmış. Fenerbahçe kanatlardan saldırdıkça ve Kezman pozisyon aldıkça çok gol pozisyonuna girer. Az gol yiyen ve bir golle maç kazana bir avrupa takımı hüveyitne bürünür.

Bir maçta Fenerbahçeyi yerlerde sürünüdürdüler. Paramparça ettiler. Hadi bakalım şimdide övün. ama unutmayın bundan sonra ilk yenilgimizde gene yerden yere vuracaksınız. yapmazsanız darılırım.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


5 Gün Önce, 5 Gün Sonra

Geçen pazar yapılan Beşiktaş maçına bakıyorum, birde şimdi yapılan maça bakıyorum. değişen oyuncular Tümer ve Alex. takımın geri kalanı aynı. Peki nedir bir anda tüm kaliteyi sıfıra düşüren etkenler.

Havalar sıcaktı. bahane olarak kabul edilebilir. Ama hava İstanbul B.B. oyuncularada sıcaktı. Takımda uyum sorunu vardı. Buda bahane sayılmaz çünkü İstanbul B.B. takımı bize göre daha yeni ve genç bir takım. Hakem kötüydü diyemeyiz. Sezonun ilk maçıydı diyeceğim ama bu takım şampiyonluk rehavetinde Ali Sami Yende bile Galip gelmesibi bilmiş bir takım.

Sebep bulamıyorum. Neden bu takım 5 günde iki farklı futbol oynadı.

Geçen hafta yazdık Defans oyuncuları topa iştahlı saldırmıyor. yediğimiz ilk golde İstanbul B.B. li oyuncular yerlerinden kıpırdamadan 6 kişinin arasında paslaşıp golü attılar. 2. goldede aynı şekilde çakılı 6-7 oyuncu arasında arka direkte golü attılar. Defansta topa hamle yok. Lugano gelince bu durum düzelecektir. Çünkü Lugano topa saldran bir defans oyuncusu. Rakibe omzunu koyan bir stoper. Lugano vazgeçilmez olmalıdır. Edunun performansınıda artırıyor. Carlosda en azından tecrübeli ve işi bilen kişilerle diyalog kurar. Can eduyla ve carlosla diyalog kuramıyor. Önder kademe yapamıyor. Allah boy vermiş ama çıkıp bir kafa topu alamıyor. Nasıl olacak bu iş önder. Fenerbahçenin bastırdığı 2. çeyrekte birkaç bindirmesi oldu ancak defansta çok kötüydü.

Serdara ilk kaleye geçtiği günden beri diyorum ki yapılan ortalarda kal çizgisinde bekleme, çık ve al. ancak altıpasın üzerinden rakibin kafa vurmasına izin veriyor. bugünde yemedin ama az kaldı. yiyeceksin.

Bir ara maç 1-0 olduktan sonra Uğur ile soldan ortalar geldi ve bunları değerlendiremedik. Hele hele Tümerin kaçırdığı bir gol vardıki maçın kırılma noktasıydı. Deivid ve Kezman anlaşamıyor. Tümerde ayrı havalarda. Pas veremiyor, Şut atamıyor. Orta yapacağı yerde gidip şut çekiyor dağlara taşlara. Alexin oyunda ne kadar aktif oynadığını Tümer oynayınca daha iyi anlıyorum. Çünkü Tümer, Alexden daha berbat oynuyor. Çünkü Alex en kötü oynadı dediğimiz maçlarda bile takım atağa kalkarken pas hatası yapmıyor. Tümer daha pas atmasını beceremiyor. Tümeri ilkbaharda oynatacaksın. Tümer o dönemlerde iyi oynuyor. Tümer Deivid ve Kezmanlada anlaşamıyor. Ne yapacaklarını kestiremiyor. Alex, Deivid ve Kezman üçlüsü Beşiktaş maçında harika anlaşıyorlardı ve gollerdeki paslaşmaları bunları göstergesiydi.

Bu maçı fazla ciddiye almak istemiyorum. Çünkü 5 gün önce oynayan takımla bu takım arasındaki fark bana komik geliyor. Yorum bile yapasım gelmiyor.

Beni asıl korkutan Anderlecht Karşısına Lugano ve Alexsiz Çıkmak oldu. İnşallah bu iki isimde oynar. Luganosuz Fenerbahçe Defansı Her takımdan gol yer.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


Süper Bir Başlangıç

Fenerbahçeyi bazı dijital platformlar yüzünden izleme fırsatı bulamadık. Yaz boyu hazırlık maçlarını izlemek konusunda işkence çektik durduk. Taraftar olarak ben Fenerbahçeyi izlemek için evimde 2-3 tane decoder almak zorunda bırakılyorum ve buna federasyon hiçbir şekilde el atmıyor. Sonrada Federasyon benim haklarımı korumuş mu oluyor? işte bu yüzden Ulusoy istifa diyoruz. Her alanda basiretsiz bir Federasyon yönetimi istemiyoruz.

Bu zor şartlarda izleyemedik tabi ki Fenerbahçeyi ve diğer takımları ancak bu geceki süper kupa finaliyle ligin belkide önümüzdeki sene ki 2 büyük rakibinin kapışmasını izledik. Gerçektende iki takımda diriydi. Beşiktaş bazı eksiklerini kapatmış bu açıkca gözüküyor ancak Fenerbahçe gerçekten Beşiktaşı iyi durdurdu. Oyunun 2. yarısında bir dönem kötü oynadı ancak maçı kazanmasını bildi. Maç zaten Fenerbahçenin hakkıydı.

Her mevkide harika bir maç çıkardı Fenerbahçe. Sadece defansif yönden hatalar vardı. Harika paslaşmalarla Beşiktaş ceza sahasının önüne kadar geldiler. Oyuna sonradan giren oyuncular bile iyi paslaştılar.

Takımdaki en olumlu gelişme paslaşmada oldu. Çok az pas hatası yaptılar ver harika ataklar geliştirdiler. Bu fenerbahçenin daha tam hazır olmamış hali ve hazır olduğunda neler yapabileceğini yavaş yavaş tahmin edebiliyoruz artık.

Deniz ve Aurelio harikalar. Mükemmel paslaştılar ve takımı atağa kaldırmak konusunda çok iyiydiler. Defanstada rakibi boğdular ve kale önün rahatça gelmelerini engellediler.

Carlos ilk maçında sol bekte yapması gerekenleri yaptı. Zaten Carlosu, Carlos yapanda budur. İşini iyi yapmasıdır.

Çok eleştirilen Deivid normal bir oyun oynadı ve görevini yerine getirdi. Zaten Deivid bu sene çok olumlu işler yapıyor. Takımda arkadaşlık kurmuş ve hayatından oldukça memnun. Böyle futbolcular takım içinde, takım ruhunu oluşturan temel oyunulardır. Bu sene deividin yılı olabilir. Kezman ise aynı. hala verimli değil ama yıldız olduğu tartışılmaz. büyük maçlarda, önemli anlarda maçı kazandırmasını biliyor. Alıştıkça daha iyi olacaktır.

Alexe değinmeden geçemeyelim. İlk golde orta yuvarlaktan serbest atışı kullandı, 5-6 saniye içinde ceza alanında deivide asist yaptı. bu Alex koşmadan bunu nasıl yaptı! Alexi boşuna karalamaya çalışıyoruz. Bu adam Fenerbahçeye geldiği günden beri kimsenin yapamayacağı işler yapıyor. Bu adam boş koşmaz,gerektiğinde koşar ve sonucu almasını bilir. Boş boş koşup topu kaybedeceğine en iyisini, böyle yapıyor.

Serdar ve defansın bir eksikliğinide gözlemledim. Serdar yan ortalarda ceza sahasını tam manasıyla kullanmıyor. Bazen alacağı toplara müdahele etmiyor. Defanstada Önder, Can ve Edu uzun boylarına rağmen hava toplarında iştahlı bir şekilde topa doğru hamle yapmıyorlar. Bugün Beşiktaşlılar bir kaç pozisyonda ıska geçtiler. Avrupada bunlar ıska geçmez. Bu 3 lü biraz dikkatli olmalılar ve topa iştahla saldırmalılar.

Sol kanata yorum yok. Görevini yaptı. Sağ kanatta işini yaptı ama Avrupa için yeterli değil.

Zico maçta öyle bir değişiklik yaptı ki herkes şaşırdı. Uğuru çıkarması normaldi çünkü yorulmaya başlamıştı Uğur. Sonuçta hazırlık kampını çok yoğun geçirdi. Ancak yerine Ali Bilgini alması çok garip oldu. Allahtan maç kaybedilmedi. Maç kaybedilse idi çok olumsuz olmazdı ama yapılacak eleştirilerle takım bozulacaktı. Biraz dikkatli olma lazım. Collin Kazım da harikaydı, vücudunu iyi kullanıyor ve ayağına hakim. iyi paslar attı. 2. golden önceki Denize attığı ara pasda harikaydı. Çok yönlü bir oyuncu.

Fenerbahçe daha takıma Luganoyu, Appiahı alacak. Tümer var, Semih var Vederson var oynamayan. komple bir takım olduk. Her futbolcu 2-3 mevkide oynayabiliyor. Fenerbahçe uyumu yakaladığı vakit, takım olduğu vakit avrupada başarıyı yakalayacaktır çünkü birçok futbolcu büyük düşünüyor.Düşünmeyenlere tecrübelerini aktardıkları zaman avrupada başarı yakındır. Ama önce uyumu sağlamalı Zico.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


İTİRAZ

Hayatımız itiraz olmuş. Her şeye itiraz ediyoruz. Formalar çıkıyor itiraz ediyoruz. Genç hoca alınıyor itiraz ediyoruz. Yaşlı hoca alınıyor itiraz ediyoruz. Genç futbolcu alınıyor itiraz ediyoruz. Yaşlı futbolcu alınıyor itiraz ediyoruz. Dolar düşer itiraz ederiz, dolar yükselir itiraz ederiz. Aziz yıldırım gider itiraz ederiz, aziz yıldırım gelir itiraz ederiz. İtiraz etmediğimiz bir alan yok. Hakemlerin bile çaldığı bir düdük tartışılmıyor o da başlangıç düdüğü. Bitiş düdüğü de dâhil bütün düdüklerine itiraz ediyoruz.

Acaba merak ediyorum itiraz etmediğimiz neler vardır. Türk toplumu bu itirazlar yüzünden çok parçalara bölünüyor. Herkes sınırsız biçimde itiraz ediyor. Vergi yok itiraz için, herkes elinden geleni ardına koymuyor. En uzun süren devletlerimizden biri olan Osmanlı imparatorluğu insanının her lafını dinlemediği için, monarşik bir yapıda olduğu için 624 yıl dünya topraklarında hüküm sürmüştür.

Her neyse konumuz Türk toplumunun bitmek bilmez itirazları olmayacak tabi. İtirazlara tepkimizi o insanlara itiraz ederek vermemiz konumuzun ana temasına zaten ters.

Fenerbahçe bundan 4 sene önce yaptığı gibi ümit milli takımın veya a milli takımda oynayabilecek kapasitede olan genç oyuncuları alarak yeni bir yola çıkmaya hazırlandı. Aynı 4 sene önce Pierre Van Hooijdonk geldiğinde yapılan muhabbetler yapılıyordu. Pierre Van Hooijdonk dışında kimi transfer etmişti ki Fenerbahçe. Herkes Fenerbahçenin kötü bir sezon geçireceğini düşünüyordu. Sonunda gülen Pierre Van Hooijdonkun liderliğindeki o genç takımdı. O genç takımdan bazıları kendini geliştirdi gitti. Bazısı da kendisini geliştiremedi, sırtını Fenerbahçeye dayayıp geçinip gitme derdindeydi. Ancak takımın başında artık böyle futbolculara izin vermeyen çağdaş bir zihniyet vardı. Ders almış bir zihniyet. 9 yılın verdiği tecrübe vardı.

Bu senede farklı olmadı. Yine alınanlar herkesin gözünde kötü, tek olumlu transfer o zamanlar olduğu gibi 34 yaşındaki Roberto Carlos. Ancak o zamanlara göre farkımız bir önceki sezonlarımız. O zamanlar Pierre Van Hooijdonk havaalanına indiğinde herkes Galatasaraya atacağı serbest vuruş gollerini konuşuyordu, şimdi aynı durumu Roberto Carlos için konuşuyorlar. 4 sene öncesi ile bu sene arasında öyle şaşırtıcı benzerlikler var ki, bana bu hikâyenin sonu hakkında ufak ipuçları veriyor.

Fenerbahçe bu sene çok önemli şeyler kazanmıştır. Birincisi takım oyununu oynamayan futbolculardan kurtulmuştur. İkincisi sol kanatı eskisinden 10 kat daha güçlüdür. Sağ kanadı en az geçen seneden daha iyi olacağı kesindir. Orta sahada Aurelio, Deniz ve Appiahın varlığı herkese cesaret vermektedir. Kalede Serdar ve defansta Edu-Lugano her zamankinden daha iyi olacaktır. Forvet konusunda sıkıntılar olacaktır. Ancak elimizde 20 yaşında 2 tane ve 23 yaşında 1 tane forvetimiz var. Gelecek için gayet güzel bir mesaj. Üzerinde durup ısrar edilmesi bizim paramızın, yıllarımızın kaybolmasının önüne geçer. Sol kanatta Uğur Boral gibi bir genç var. Yedek kulübemizin zenginliği ortada. Bir takım şampiyonlukları sadece ilk 11 futbolcusuyla kazanmaz. Geri kalan 12 kişi ile 23 kişilik kadro ile bunu başarır. Çünkü idmanı yaparken sadece 11 kişiyle idman yapılmaz. Veya takım ruhu 11 kişi ile sağlanmaz. Ekip işidir. Her zaman iyi oynayanlarda kazanmaz. Bazen takım olanlar kazanır.

Yıllarca tecrübeli bir yönetim ister dururuz şu an elimizdeki yöneticiler çok tecrübeli ancak biz yinede bu adamların gitmesini isteriz. Şimdi herkes durup düşünecek. Ya Aziz Yıldırıma kim laf etti. Merak etmeyin şampiyonlar liginden elendiğimiz vakit hemen aziz yıldırıma sallamalar başlayacaktır. Biz böyleyiz işte. Her şey yolundayken sorun yok. Ben size 2–3 ay sonraki muhabbetleri söylüyorum. Adım gibi eminim Aziz Yıldırıma 2–3 ay sonra yıpratılacaktır. Bilet fiyatları artıyormuş, devletin sorunlarını takımın yöneticilerine yıkmak sadece cahilliktir. Vergilerin ortada olduğu bir durumda ve yapılan transferlerin ortada olduğu bu durumda bilet fiyatlarının zaten ucuz olması beklenemez. Biletlerden ve kulübümüzden ne kadar vergi alındığı ortada. Sadece bizden değil tüm kulüplerden alınıyor bu meblağlar. Ancak biz görmüyoruz. Çünkü kolay olan sallamak.

Teknik direktörün işine devamlı karışırız, tercümanın bile işine karışırız, futbolcunun işine karışırız, işinin profesyoneli olan herkese itiraz ederiz. İnsanları fikirleri yüzünden yargılarız ve asarız. En sevdiğimiz yol bu. Çünkü yapabileceğimiz en kolay ve zahmetsiz yol bu. Bir şeyleri düzeltmek zor geliyor bize. Kolay olan kesip atmaktır.

Nereye kadar bu böyle devam edecek sabırla bekliyorum. Biz sabırla yolun sonunu görmeye and içtik ve en sağlam başarıların böyle geleceğini düşünenlerdeniz. Sizin bunları öğrenmenizi sabırla beklemeyi de biliriz.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


Türk Futbolunu Yok Etme Timi

Ben böylesini siyah çoraplılar zamanında duymuştum. Osmanlı padişahları o dönemlerde futbolun “gâvur” oyunu olduğunu iddia edip futbol oynayan Osmanlı vatandaşlarına ağır yaptırımlar uygulatmakla beraber futbol kulüplerini kapatıyorlardı. O dönem zor geçti tabi ki futbol adına. Mesela kimse Türkiye’nin ilk futbol kulübü siyah çoraplıların Fenerbahçe ile bir ilgisi olduğunu bilmez.

Her neyse konumuz aslında geçmişteki bu yanlışları dile getirmek değil. Ancak Türkiye de öyle bir dönem oluştu ki insanlar futbolu soğumaya başladı. Bu soğukluk genel futbola değil aslında. Türkiye’deki futbola oldu. Önümüzdeki yıllarda iddia ediyorum tribüne gidecek seyirci sayısı diğer özel kanallarda Premier lig veya diğer ligleri izleyenlerin yanına bile yaklaşamayacak.

Futbolu bu hale getirenler yöneticiler gibisinden hikâyelere girmek istemiyorum. Bana saçma geliyor. Bunca yönetim yalakası spor yazarların, taraftar gruplarının, yazılı ve görsel medyanın hiç mi suçu yok. Beni asıl şaşırtan olay bir ülkenin futbol federasyonu başkanı nasıl olurda tüm ülke tarafından sevilmediği halde hala koltuğunda kalabiliyor. İstifalar, çifte standartlı kararlar, hedef alınan kulüpler, yayın hakları peşkeşleri, ertelenen kararlar, bozulan kararlar, iş ve aileyi birbirine karıştırmak, oturduğu koltukta kendi tuttuğu takımın propagandasını yapmak, memleketlilerini kollamak, federasyonu çağdaşlaştırma adına hiçbir şey yapmamak, yeni sezon öncesinde düzenlenmesi gereken futbol liglerinin programını hep son dakikalar bırakmak ve bu konuda diğer ülkelerin hep gerisinde kalmak ve daha niceleri. Saymakla bitmez Haluk Ulusoy’un icraatları. Benim asıl anlamadığım FİFA’nın bunca berbat yönetime rağmen bu federasyona nasıl müdahale etmemesi. Tamamıyla futbolu insanlardan soğutan bir zihniyet var. Sen federasyon başkanlarına dokundurmuyorsun ama kendi denetleme mekanizmanı kuracaksın o zaman. Bu mekanizma gelecek bakacak bu adam futbol için neler yapmış.

Ama 2002 de dünya 3. lüğü kazandırdık gibisinden saçma yorumlara girende var. Beyler Derwall’e, Piontekk’e, Mustafa Denizliye, Fatih Terime ve UEFA kupasını alan ve burada emeği geçmiş insanlara ve milli takıma futbolcularını veren Fenerbahçe, Beşiktaş ve diğer kulüplere, temsilcilere, Şenol Güneşe ayıp oluyor. Futbolu geliştirmek adına ne yaptın diye sorarlar adama. Ligler başlayacak hiçbir karar almamışsın, liglerin gidişatı üzerine hiçbir planlaman yok. Maç saatlerini belirlemekten acizsin. Şikeyi önlemek adına bir senenin programını yapmak varken şehir şehir gezip toplantılarla Türk futbolunun yolunu keserek birilerine ders verdiğini sanıyor.

Artık Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe’yle uğraşmayı bıraktı. Tüm kulüplerle takışmaya başladı. Almış yanına Cemal Aydın’ı, İbrahim Hacıosmanoğlu’nu, Ali İpek’i, Yıldırım Demirören’i millete reste çekiyor. FİFA ya yazıklar olsun ki bu adamın arkasında duruyor. Gelipte Türk futbolunda neler oluyor diye soruşturmuyor bile.

Aziz Yıldırımı bu yüzden tebrik ediyorum. Diğer kulüpler gibi davranmadı. Bundan önce isyan edenlerin hepsi Haluk Ulusoyun yanındaydı noldu şimdi bu hale geldiler. Bunların içinde onur, gurur, futbol adına bir şey kalmamış. Kendi menfaatleri yüzünden isterlerse birbirleriyle bile kavga edebiliyorlar. Aziz Yıldırım o toplantıda kulüpler birliği ile gitmeyerek ve ardından Haluk Ulusoyu eleştirerek adamlık konusunda hem kulüpler birliğine hem de Haluk Ulusoya ders vermiştir.

Allahtan Türk Futbolunda Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım var. Türk futbolu adına yaptıklarıyla ölümsüzler arasına girdi. Türkiye’ye yıldız oyuncu geliyorsa ve futbol hala tek dişiyle ayakta kalabiliyorsa bu Aziz Yıldırım ve silah arkadaşlarının sayesindedir.

Bu adamlar 1899 lu yıllarda olsalar dönemin padişahları tarafından futbolu yok etme timi olarak devreye sokulurdu. Kese kese altınları da götürürlerdi. Yanlış zamanda dünyaya gelmişler. Tam bir Türk futbolunu yok etme timi olarak görevlerine devam ediyorlar. Gayette mutlular. Acaba ne zaman bırakacaklar merakla bekliyoruz.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


YÜZÜNCÜ YIL

Fenerbahçe yüzüncü yılına o kadar güzel bir giriş yapacaktı ki beklide dillere destan bir giriş olacaktı. 3 sene üst üste şampiyon olan bir futbol takımı. 4 yıldır istikrarlı bir şekilde ilerleyen amatör branşlar ve basketbol takımları. 100. yıl hedefimize çok rahat ulaşabilecek harika bir kadro.

Ancak her şey 14 Mayısta denizli beraberliği ile kaybedilen şampiyonlukla ters yüz oldu. Travmayı atlatmak kolay olmadı. Aziz Yıldırımın istifası, olağanüstü genel kurul, kadronun bir bakıma baştan aşağıya yenilenmesi derken 100 yıl birden stres yılı olmaya başladı. Zico ismi akıllarda hep soru işareti olarak kaldı. Ancak taraftardan ve kamuoyundan büyük destek alan Aziz Yıldırım, basketbol ve amatör branşlarda yılların verdiği istikrarında etkisiyle harika kadrolar kurdu. En dikkat çekici olanı voleyboldaki flaş transferler ve basketbolda Ülker grubuyla birleşme oldu. Ancak akıllar hep futboldaydı. Futbol başarılı olmadıkça diğer branşların hiçbir önemi yoktu. İşin en önemli yanı taraftarın düşündükleri değil amatör branşlardaki sporcularında bunu düşünmesiydi. Biranda büyük bir yük futbol takımının sırtına biniverdi. Çünkü tüm gözler onlardaydı.

Transferlerin gecikmesi Anelkanın gitmesi derken gelen Dinamo Kiev mağlubiyeti ve şampiyonlar liginden elenmek camiayı birden germeye yetmişti ki tartışmalar şampiyonlar liginden elenme üzerine değil de yeni transfer edilen 4 oyuncu üzerine oldu.

Her şeye rağmen lige iyi başlangıç yapmıştı Fenerbahçe ve Zico önderliğinde iyi gitmeye başlamıştı ki birden Appiahın aldığı cezalar ile sarsıldı Fenerbahçe. Fenerbahçe birçok maça tam kadro olarak çıkamadı. Transferlerinde gecikmesi camiayı huzursuz etti. Takım bir türlü tam olarak bir araya gelemedi. İstikrarsız kadro sonunda liderlikten oldu. Taraftar 14 Mayısın etkisiyle biraz daha streslenmeye, hırçınlaşmaya başladı. Zico şaşkındı. Dünyanın en büyük futbol efsanesi, devamlı surette başarıya alışık olan bu insan bu durumda elbette ki şaşkın gözlerle olayları izlemeye başlamıştı. Ne evi, ne yurdu ne de bu takımı nasıl adam edeceğini belliydi.

Ancak Zico ve Fenerbahçe için dönüm noktası Newcastle United maçı oldu. Sene başında yedek kulübesinin yolunu tutan Tuncay şanlı başta olmak üzere 4–4–1–1 taktiğine geçen ve kanatlarda Mehmet Yozgatlıyı görevlendiren Zico, Fenerbahçenin mevcut oyuncu yapısı ile oynayabileceği en iyi taktiği bulmuş oldu. Fenerbahçe o tarihten sonra hem ligde, hem Türkiye kupasında, hem de UEFA kupasında yoluna emin adımlarla ilerledi. Ligde liderliği 6 puan geriden gelerek, Vestel Manisaspordan aldı. UEFA kupasında gruplardan çıktı. Türkiye kupasında gençler ve yedek ağırlıklı kadrosuyla gol yemeden namaglûp gruptan çıkmayı başardı. En önemlisi rakipleri Beşiktaş’ı, Trabzonspor’u ve Galatasaray’ı yenerek farkı açarak ligi lider olarak bitirmesi oldu. Zicoya olan bakışlar biranda değişmişti. Zico’da her şeyin değiştiğini sanıyordu. Ancak o daha Türk insanının sabırsızlık hastalığının sonuçlarını tam manasıyla görmemişti. En önemlisi daha TFF nin neler yapabileceğini görmemişti. Fenerbahçenin 14 Mayıs travması sonrası basınla ilişkilerini kuvvetlendirmek için girişimlerde bulunduğu bu zamanlarda Serhat Ulueren ve ekibinin bir meczup’u çıkartıp grup maçları esnasında ve zor maçlar arifesinde Fenerbahçeye karşı yaptığı yıpratma çalışmalarını galibiyetler alarak yok ettiğini düşünüyordu.

Diğer branşlarda harika gidiyordu. Biranda herkesin gözü UEFA kupasına ve yerel şampiyonluklara dikilmişti. Pembe bulutlar üzerinde dolaşıyordu Fenerbahçe taraftarı. Ancak Uefa kupasında gol atmakta çekilen sıkıntı tam manasıyla analiz edilememişti.

Ligde aradaki puan farkına güvenerek yoluna devam eden Fenerbahçe, rakipleriyle puan kaybetme yarışına girince tehlike fazla önemsenmedi. Çünkü fark kapanıyordu, sonraki hafta geri açılıyordu. Ancak takımın UEFA kupasından elenmesi biranda eleştiri oklarını Zicoya çevirdi. Onunla beraber birçok futbolcu ve teknik heyet eleştirilerden nasibini aldı. Özellikle volkan yaptığı basit hatalarla ve yapamadıklarıyla kötü sonuçlara damgasını vurdu. Alex de eleştirilerden payını alan futbolcu oldu.

Fenerbahçenin bu durumunu fırsat bilen Haluk Ulusoy ve silah arkadaşları akraba zihniyetiyle Fenerbahçeyi maçlarda ezdirmeye başladı. Aldığı kararlarla, verilen cezalarla elinden geleni ardına koymadı. Zico işte tam Beşiktaş’a Selçuk dereli katliamı sonrası elenmesinin ardından gerçeklerle yüz yüze geldi.

Zico sene başından beri iki darbeyle bu takımı şampiyon yaptı. Birincisi Newcastle Utd. Maçından sonra yaptığı kadro ve anlayış değişikliği, ikincisi Selçuk Dereli faciasından sonra kafasında oluşan Fenerbahçe düşmanlığıdır.

Sene başından beri efendiliğiyle tanınan bu dünya futbolunun efsanesi, basın toplantısında farkın 2 ye inmesinden sonra bizde Beşiktaş’ı orda yeneriz demesiyle zaten şampiyonluğu almıştı.

Fenerbahçe öyle bir maça çıkıyordu ki İnönü’de yenilseydi çok büyük depremler olacaktı camiada. Ancak düşünülen olmadı. Kezman ile Beşiktaş’ı deviren Fenerbahçe, İzmir de şampiyonluğunu ilan etti.

Ancak şampiyonluğa anlam katan en önemli maç Ali Sami Yende Galatasaray’ı yenmek oldu. Fenerbahçe diğer branşlarda da aldığı şampiyonluklarla 100. yıla yakışır bir kapanış yaptı. Sene başından beri konuşan Adnan Polat, Hıncal Uluç, Yıldırım Demirören ve niceleri biranda sessizliğe büründü. Bunlar susunca ve düşünmeyi bırakınca Haluk Ulusoy da biraz rahatladı.

100. yılında da Fenerbahçe efsanesi tüm hızıyla devam ediyor.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


TEŞEKKÜRLER

Bir sene daha geçti.Geçen sene gözyaşlarıyla kapattığımız sezonu,bu sene rüya gibi kapattık.100. yılımızda birçok spor dalında ipi önde göğüsleyerek tarihe altın harflerle adımızı yazdırdık.

Bu başarıda emeği geçen birsürü insan var.Açıkcası 25 milyon insan var.Başkanından en ilgisiz taraftarında kadar bu sene Fenerbahçe ismini göklere yazdırmak için ellerinden geleni yaptılar.Biri olmasa olmazdı.

Taraftarlar olarak bazen haketmediğimiz durumlarla karşılaşsakta destek vermesini bildik.Eleştirilerimizle takımın daha iyi olması için elimizden geleni yaptık.

Bu sezon son yazımda Fenerbahçe taraftarından ok Fbtaraftar.com un değerli üyelerine teşekkür etmek istiyorum.Foruma sene başından beri gereken değeri verdikleri için ve son zamanlarda futbola ve diğer branşlara yaptıkları desteklerden ötürü amatör ruhu canlandırdıkları için hepsine teşekkürlerimi sunuyorum.

Ercan Durmaz,Abdullah Görsev,Erdem Sağıroğlu,Büşra,Fatih Peksin,Bahar,Utku Mehmet Kendirli,Mustafa KeLeş,Çağatay Özçoban,Gizem Gider,Eren Etirli,Onur ÖZÇELİK,Sinan,Dilara UsulSercan Uzun,Mahmut Özkan,Murat Demir,oğuz,ALiye Yüce,Fatih Üngür,Osman üngür,Bayram,gökhan,Şafak Zorlu,Eyüp TUNÇ,Mustafa,cem akkök,yiğit kral,Tuğçe Demirtaş,Orkun Mustafa Çelik,serkan uldan,Sedef Doğan,Güney KARA,meltem şahin,Gülsen Ozturk,burak ırmak,Mehmet Başkan,hülya yılmaz,uğur özbey,büşra şan,betul,abdullah Gamzeli...

Ve adını daha yazamadığım bir çok üyeye teşekkürlerimi bir borç bilirim ve gelecek seneye daha büyük başarılar için tekrardan Fbtaraftar.com daki son yazımda hepinizi köşemde görmek isterim.

Abdullah Aksoğan abdullahaksogan@hotmail.com


ALI SAMI YEN'DE DRAM

Fenerbahce ezeli rakibine karsi her turlu hakimiyetini bu macta kabul ettirmistir.O actiklari pankartla zaten ne kadar aciz olduklarini gosterdiler.Tarih boyu her alanda Fenerbahceye karsi ezilen bu taraftar grubu dun aksam cikmis 100 yillik tarihlerinde yasadiklari 2-3 olayi Fenerbahceye karsi ustunluk kurduklarini zannederek koz olarak kullandi.Onlara dersi vermesi gerekenler verdi.Alkisliyoruz.

Taraftarin yaptiklarina birsey diyemiyorum.Tum avrupaya rezil oldular.Yarin UEFA bu maci mansetlerine tasiyacak.Tum dunya dip not olarak gececek bu maci.Butun gazeteler yazacak.Ancak en onemlisi akillarda hep bir soru isareti kalacak " Bu mac dunya derbisi mi?"

Hakem hakkinda hic yazmak bile istemiyorum.Bu olaylarin aynisi gecen sene 3-2 yenilip Turkiye kupasinda tur atladigimiz Sami Yendeki macla ayni.Hakem de Bulent Demirlek.O zamanda maci tatil etmedi.Dun aksamda etmedi.Allahtan Bulent Demirlek maci tatil etmedi.Cunku maci gol olmadan bitirseydi ve hukmen 3-0 alsaydik bu taraftar grubu aglama pozisyonuna gececekti.Ancak Fenerbahceli futbolcular en guzelini,en ozelini sahada Galatasarayi o sartlarda yenerek gosterdiler.

Galatasarayin sahasi en az 5 mac seyircisiz oynamali.Bakalim ne karar cikacak.Kadikoydeki mactan sonra Fenerbahcenin en az 5 mac ceza almas gerektigini soyleyen Adnan Polat mactan sonra cikmis birkac mac uzak kalcak taraftar takimdan diyerek zaten bu ligin ne kadar fair oldugunun gosterdi.Nihat Ozdemiride mactan sonra Fenerbahce taraftar grubunun gecmiste yaptiklarinida ornek gostererek bu olaylari kinamasini, saygiyla alkisliyarak kutluyoruz.Bundan sonra kimse Fenerbahce yontimine karsi su iki ornekten sonra durust degiller demesin.

Mactan once Sabrinin,Adnan Polatin yaptiklari,taraftarin hazirliklari,emniyetin o kadar ihbara ragmen hicbir sey yapmamasi Turkiyede bu sporun ne kadar fair oldugunu gosterdi.

Tarih boyu Fenerbahceye ezilen bu taraftar grubu, dun aksam gercek karakterini gosterdi.Fenerbahceli futbolcularda sahada gereken dersi verdi.

Turkiyede bu kafayla hicbir olay onlenemez.Sistem zayif,kimse bu olaylarin uzerine gitmiyor.Herkesin bahanesi Fenerbahce yonetimi ortaligi karistiriyor idi.TFF ve Fenerbahcenin basarilarini cekemeyen bu bir grup medya ve kulub mensuplari bu iddialarindan vazgecmedikce bu olaylar daha cok karsimiza gelecektir.

Abdullah Aksogan
abdullahaksgan@hotmail.com


ŞAMPİYON

Aslinda en zor yazilar bu yazilar benim icin. mac sonunda macin analizi yapilir ancak bu bir macin sonu degil sezonun sonuydu.Fenerbahce 100. yilinda herseye ragmen sampiyon oldu.

Sene basindan beri her turlu duyguyu yasadi taraftar,yonetim,futbolcular,teknik heyet ve kutsal ittifak.Fenerbahce cok onemli bir sampiyonluk kazandi.

O kadar farkli bir sezon gecti ki.En sevilmeyen adamlar bir bakmissiniz sizi kurtarmis.En sevdiginiz adam bir bakmissiniz sizi yari yolda birakmis.Hep beraber takim olup rakipleri devirmisiz,bir bakmissiniz intikam maclarinda ruhsuz futbol oynayarak taraftarin 14 mayistan kalma agir faturasini hafifletememisiz.

En beklenmedik yerlerde puan kayiplari yasadik ancak en alamayacagimiz maclarda ustunluk sagladik.Koca bir sezon cok farkli duygularla beslendik.

Ancak, sampiyonlugu Turkiyede hic bir takim Fenerbahce kadar hak edemezdi.

Yapilan tesisler,fenerium,stad,salon,yuzme havuzlari,tartan pistler,ulkemize getirilen avrupanin onemli organizasyonlari,130 milyon dolarlik butce,UEFA kriterlerine dayanan kaliteli yonetim,futbol isgalcileriyle yapilan savas,amator branslara verilen destek,ulke sporuna verilen destek,kaliteli kadrolar,taraftarinin verdigi destek,televizyonuyla ve daha sayamadigim bircok seyle zaten fenerbahce isteselerde istemeselerde turkiyenin sampiyonudur.

Fenerbahce Turkiyede bir Efsanedir.

Yonetim bu sene ve gecen sene yasadiklariyla artik tecrubelenmis olmali.Artik dogru transferler ve dogru tercihlerle Fenerbahce markasini dunyada duyurmaya ve daha ileriye goturmek icin calismalara baslamali.Bu taraftar onlardanbu sene avrupada yapilan mucadeledeki gibi,ezilmeyen,ezen bir takim bekliyor.avrupada kupa bu taraftarin istedigi sey degil.Bu taraftar avrupada firtina gibi esen,rakibini titreten bir futbol istiyor.

Abdullah Aksogan
abdullahaksogan@hotmail.com


İZ BIRAKANLAR UNUTULMAZ

Sene başından beri saldırdılar. Ellerinden geleni yaptılar. 1923 yılında ki General Harrington zihniyeti ile Fenerbahçeyi durdurmaya çalıştılar.

Başarıyorlardı.Gardımız düşmüştü. İpler hazırlanmış, asılacakların listesi belirleniyordu.

Fenerbahçe bir nevi sene sonundaki şampiyonluk hazırlıklarına değil, kendi içindeki istiklal mahkemelerinin hazırlıklarına başlamıştı.

İnananlar yok muydu? Olsa ne yazarki,geçen hafta o talihsiz denizli maçı inananlarada bir "acaba" çektirdi. Ama onlar çubuklu formaya inanıyordu. O formanın içindekilere değil. İnananlar biliyordu ki o forma her zaman olduğu gibi ölüyü diriltir, içindekileri yakar, küllerinden tekrar doğurur.

İslam Çupi'nin dediği gibi. Fenerbahçe Yenilmez, O Forma ile fazla dalga geçilmez.

Fenerbahçe 100 şerefli yılının 100. sünde şampiyon oluyor.

Her türlü federasyon oyunlarına, otel lobilerindeki,papermoondaki buluşmalara, akraba zihniyetine, MHK atamalarına, Hatır şikelerine, Türk Futbolunu işgal eden zihniyete rağmen şampiyon oluyor.

Aynı 1923 de General Herrington'a karşı alınan şampiyonluk gibi.

Çubuklu forma sizi hiçbir zaman unutmayacak

Çünkü iz bırakanlar unutulmaz.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


BOŞ BOŞ BAKMAK

Taraftar isyan ediyor.Sonuna kadarda haklı.Bu taraftar herşeye rağmen hep destek tam destek demiş.Ancak Futbolcunun bunu yapmaya hakkı yok.

Haftalardır bize yapılanlar yüzünden bazı insanlara cephe almışız.Tek dişi kalmış canavarlara karşı tek yürek,tek bilek olmuşuz.Bu maçta öyle bir sonuç alıyorsunuzki,şimdi biz ne diyelim,ne yapalım.Boş boş bakmak nedir öğrendik bu türkiye sayesinde.Bizi bu hale getiren tüm Türkiye futboluna teşekkürler.Bizi resmen futboldan soğuttunuz.

Fenerbahçeli futbolcunun şu dakikada rehavete kapılmaya hakkı yok.İnsanların hayalleriyle oynamaya sizin hakkınız yok.Üzerinizdeki çubuku formaya saygınız yok mu?

Maç hakkında yorum yapalım diyoruz ancak Lig Tv kameraları çalışmıyor.2-0 öne geçene kadar özellikle ilk yarı harika bir Fenerbahçe ama noluyorsa 2-0 dan sonra 7 dakikada 2 gol yiyor.Aynı lig tv nin kameraları gibi iptal oluyor Fenerbahçeli futbolcular.

Size güvenenleri bu kadar üzmeye hakkınız yok.

Önümüzde 3 hafta var Ya bu deveyi güdeceksin ya da bu diyardan gideceksin.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


SON GÜLEN İYİ GÜLER

Maçın teknik analizi yapılacak bir tarafı yok.Fenerbahçe oynadı,Beşiktaş seyretti,Selçuk Dereli dur dedi.Türkiye kupasından elendik.Ancak böyle elenebilirdik.Zaten elenmemiz için çok ufak bir ihtimal vardı,o da gerçekleşti.Yazması çok acı ama önümüzde 5 tane lig maçı var.Yaraları çabuk sarmalıyız.Denizliyi yenip İnönüde yarım kalan hesabı kesmeliyiz.

Zico iyi takım çıkardı.Tümer biraz tutuktu ancak o gol atarak telafi etti.Kezmanın sahada kalması bile şaşırtıcı.Deivid'e yazık ediyoruz.Bu maçta oynasaydı gol atardı.Onun dışında takımda kimseye birşey diyemiyorum.Hepsine helal olsun.O Formaya hakettiği gibi davrandılar.

Beşiktaşta Runje'yi tebrik ediyoruz.İyi maç çıkardı.Baki Mercimek-Selçuk Dereli A.Ş. yi kınıyoruz.Baki Tuncayı sakatlamak için elinden geleni yaptı.Yaptığı her hareket kırmızı kartlık hareketti.Beşiktaş 10 kişi oynamalıydı.Açık faullerimiz,penaltılarımız verilmedi.Alexi mahvettiler.Selçuk Dereli artık bıktırdı.İşin suyunu çıkardı.

herşeye rağmen 19 şut çektik,39 orta yaptık ceza sahasına.Beşiktaş kalesini ablukaya aldık.Sadece 1 gol atabildik.İşte bu olmuyor arkadaşlar.Okadar pozisyona 1 gol olmuyor.Elemeli maçlarda olmuyor.

Zico napsın.Zicoya istifa demekle olmuyor bu işler.Sahadaki futbolcuda bitiyor iş birazda.

Ancak üzülmeyin.İyi bir soluklanın.

Düşünün.

Bu takımın şampiyonluk yolunda 5 maçı var.İnönüde BJK ile 1 maçı daha var.İstersek İnönüde şampiyonluk turu atabiliriz.Unutmayın 90 dakika sonunda galip gelen bizdik.İnönüdede bunu başaracak güç bizde var.İnönüye rahat gideceğiz.Tüm ipler bizim elimizde.Önümüzdeki Denizli ve Beşiktaş maçlarını kazanmalıyız.

İnönüde şampiyonluk turu atacağız.Ben buna inanıyorum.

Son gülen iyi güler.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


DENİZİN ÖNEMİ

Fenerbahçe istanbul dışındaki son maçında,şampiyonluk yolunda çok önemli bir 3 puan alarak atlattı.Bu 3 puan Fenerbahçeyi şampiyonluğa yaklaştırdı.

Uzun zamandır belirtiyoruz,Fenerbahçe kendi cezaalanına kapanan takımları açamıyor,gol atmakta zorlanıyor.Fenerbahçeyi yenmeye çıkan takımları ise sahadan boynu bükük gönderiyor.Anadolu kulüpleri bu sene çok akıllı.Dikkat ederseniz üst sıra takımları bu zayıf denilen alt sıra takımlarına devamlı puan kaybediyor.Çünkü bu zayıf dediğimiz alt sıra takımlar orta sahada çok iyi alan daraltıyor,defansta çok adam bulunduruyor ve rakibin teknik ayaklarını sert oyunlarıyla bir şekilde durduruyorlar.Büyük dediğimiz takımlar ise orta sahalarına mücadeleci adamlar bulundurmak yerine sonuca giden adamlar bulundurup bu takımlara karşı maçlarda üstünlüğü kaptırıyorlar.Ancak isabetli paslarla üstünlük kuruyorlar.Fenerbahçede ilk yarıda bir dönem bütün alt sıra takımlarına puan kaybederken,Vestel Manisasporu 3-2 yenerek liderliği ele geçirdiği anda tüm rakiplerini ekarte edecek skorları aldı.Fenerbahçe tekrardan 2. yarı başlarında bu takımlarla maça başladığında,tekrardan puan kayıpları başladı.Fenerbahçe artık zorlanmayacak maçlarda.Çünkü oynayacağı rakipler devamlı sürette galip gelmek zorunda olacak.Bunların arasında bir tek Trabzonun böyle bir sıkıntısı olmayacak.Ancak Trabzonda kendi sahasına kapanan bir takım değil.Fenerbahçenin önümüzdeki 5 maçında da fazla zorlanmayacağını düşünüyorum.Bu 5 maçta da ipler Fenerbahçenin elinde olacak.

Antep öyle ölümüne bastırmadı.Ancak ölümünede defans yapmadı vestel manisanın yaptığı gibi.Kontrollü bir oyunla Fenerbahçeyi durdurmak istedi ancak Fenerbahçede Deniz fakötörü vardı.Fenerbahçeyi bu şekilde iyi görmemizin sebebi Denizdi.Deniz oynadığı zaman rakibi kesiyor böylece orta sahada Aurelionun ileriye gitmesine olanak sağlıyor.Aurelionun pas yüzdesi o kadar yüksek ki,top çalma oranıda yüksek.Bu gücünü hücumda kullandığı zaman Aurelio çok etkili oluyor.Geçen maçta Deniz yoktu,Denizin görevini Aurelio üstlendi,Appiahda paslaşmalarında Aurelio kadar isabetli olamayınca atakta çok yalnız kaldı Kezman.Bu takımda iyi bir Appiah olsaydı daha çok hücum yapar bu takım.Deniz Defansta kesicilik yaparken Aurelio ve Appiah Ataklarda çok etkili olabiliyor.Trabzon deplasmanını hatırlayın,galatasaray maçını hatırlayın.Appiah,Deniz,Aurelio,Tuncaylı orta saha rakibin dengesini bozuyordu.Tümer,Alex ve Kezman bu sefer doğru mantaliteyle oynadı.Tümer gerekmedikçe solu bırakmadı,iyi paslşatı,Kezman kaleye dik koşular yaptı,Alexde takımı attığı paslarla yönlendirerek atakların olgunlaşmasını sağladı.Fenerbahçenin en kötüsü Ümit Özattı.Ayakta duramadı.Sol kanatta Tümerle anlaşamadı,halsiz bir görüntüdeydi.Ziconun Ümiti dinlendirmesi gerekirdi.Uğuru oyuna alabilirdi.Tuncay sağ kanatı tek başına iyi idare etti.Önderede zaman zaman koridor açarak,önderin bindirmelerine destek verdi.

Edunun gelmesi defansı eski günlerine döndürdü.Ancak Antepinde çok yüklenmediği için fazla iş düşmedi.Antepin çok yüklendiği zamanlarda defanstan çok Serdar ön plana çıktı.Harika kurtarışlarıyla Antepin umutlanmasını engelledi.Onun dışında yan toplarda Edu ve Lugano harika bir şekilde kademeye girerek topu kafayla uzaklaştırdılar.

Zico,Tuncayı sağa alarak takımın sağ kanattaki üstünlüğünü artırmak istedi ancak bu seferde sol kanatı öldürdü.Tümerle Ümit Özat anlaşamadı.Ümit Özat soldan defansın arkasına atılan her topta rakibinin gerisinden koşmaya çalıştı,çünkü rakibi Ümit Özattan hep ilerdeydi ve Ümit faulle durdurmaya başladı.Sonunda sarı kartı gördü.Ümitin yerine Uğuru deneyebilir Zico.Tümerle Uğur sol kanatta daha iyi işler yapabilir.Ümit Özat bu futboluyla Fenerbahçede zor oynar.

Kontraataklarda etkisizdi Fenerbahçe,özellikle Kezman.Bu yüzden çok gol kaçtı.Kezman biraz güçsüz kaldı.Ancak bu maçta mantalite olarak Kezman daha iyiydi.Dikine defansı zorladı ve penaltının mimarı oldu.Deividin girmeside kontraatakları değerlendirmemizde katkı sağlamadı.

Fenerbahçe çok önemli bir 3 puan aldı.İpleri eline geçirdi.Fenerbahçenin zor rakiplerle oynayacağı düşünülüyor ancak Fenerbahçenin şu kadro yapısıyla bu maçlarda zorlanacağını düşünmüyorum.

Abdullah Aksoğan abdullahaksogan@hotmail.com


Bir Adamın İşine Bu Kadar Karışırsan...

Ne desek boş, ne anlatsak boş. Bu takım bu hale geliyorsa bunda suçlanacak en son adam Zicodur.Taraftar istedi Appiah maça ortada başladı,Yozgatlı sağ kanatta oynadı,Denizi istemedi ve Deniz oynamadı.Onun dışında şu oynayan takım Newcastle,Palermo,Frankfurt,Celta Vigoyu ezen takım.Bir tek Edu yok yerine Önder var.Bu takımı bu hale Zico getirmedi.Bu takımı bu hale Zicoyla dalaşan taraftar getirdi.Bir teknik direktörün işine bu kadar karışılmaz.Dünyanın en büyük 5 futbolcusundan birine futboldan anlamıyor demek futbol cahilliğinin en büyüğüdür.Sene başından beri adamın istediği,gördüğü takımı kurmasını engelledik.Appiah sağda oynayamıyor,cahil Zico napıyorsun.Sanki Appiah ortada çok güzel oynuyor.Appiah sene başından beri çok pas hatası yapıyor.Ama Zicoya sallamak isteyene bahane lazımdı.Deniz ne yapıyor bu takımda dendi.Deniz varken Appiah ile Aurelionun atak yaptığı görülmedi,görülmesinide beklemiyorum zaten çoğu yorum yapan kişi maç izlemiyor.Aynı topluluk izlemediği Volkan üzerine yorumlar yapıp Serdarın az daha geleceğiyle oynuyordu.Maç izlemeyen çoğunluğun istekleri yüzünden zaten Daum gitti.Maçı izlemiyorlar ama Fenerbahçe daha iyi futbol oynayabilir diyorlar.Kadroyu Daum kursaydı daha iyiydi.Biz Zicoyu Daumun kadrosunu sürsün diyemi aldık.Madem Daumun kadrosu,oyun mantalitesini uygulatacaktık neden Daumu gönderdik.

Biz sene başından beri anlatamıyoruz. 4-6-0 oynuyor Fenerbahçe.Forvet yok.Kezman orta saha elemanı gibi her topa müdahele etmeye çalışıyor.Ara pas atmaya çalışıyor.Kaleyi bulan bir şutumuz var.Böyle bir acizlik ben görmedim 3 senedir.Bu sene resmen forvetsiz oynuyoruz.Orta saha sanki çok mu iyi oynuyor? 6 adam var ama 6 sıda paslaşamıyor. Appiah herhalde bir takımla anlaştı,hiç oynamıyor.Alex son derece kötüydü bu maçta.hiç adını duymadım 2. yarı,hatta ilk yarı kornerleri ve serbest vuruşları hep Mehmet Yozgatlı kullandı.Mehmet Yozgatlı pres yapmıyor,pas atamıyor.Takım oynamayınca atakda yapamıyor.Sonradan oyuna giren Tümer berbat zaten.Hep öyleydi. 3-4 maçımızı kurtardı onun dışında Tümer hiçbir şey yapmadı bu sene.

Defans hakkında konuşmayacağım çünkü bişe yapmalarına gerek yoktu,hatta iyilerdi.Pas yüzdesi onların sayesinde %66 larda kaldı.Aralarında devamlı paslaştılar.Orta sahadan bir kişi bile bu adamlardan top almadı.Alan Appiah ve Tuncay bütün topları rakibe verdi.Oyuna giren Deivid ve Semih yine bişeler yaptılar.En net gol pozisyonumuzu bu ikili oluşturdu.Ümit Özat aynı.İstikrarını koruyor.Oyundan alınması için illa ki soldan gol yememiz lazım.Uğurda Berbat ancak Ümit Bazen Dayanılmaz oluyor.

Fenerbahçe orta alanda 3-4 pas üstüste yapamıyor.Çünkü Fenerbahçeli Futbolcu topu ayağına aldığında herkes köşelere kaçıyor,pas bekliyor.Kimse pası verecek adama yaklaşmıyor.Pası atacak adamda ne yapacağını şaşırıyor.Tek pozisyon umudumuz Tuncayın 40-50 metre depar atarak ceza sahasına girmesi kalıyor.Alex bugün pas bile vermedi.Asıl bu işleri onun yapması gerekiyordu.Aurelioda Tek başına mücadele etmekten kimseye pas verecek hali kalmadı.Oyun içinde nadir olsada ceza sahası kalabalık oldu ama Tuncay,Önder,Appiah şut çekmeyi tercih ettiler,tabi ki pozisyonlarda kayboldu.Kaleyi bulan tek şutumuzuda Fevzi kurtardı.Ne yapacağını bilmiyorlardı.Lugano Bir pozisyonda içeriye orta yapması gerekirken dar açıdan kaleye şut çekiyor.Önder ceza alanına orta yapılırken içerde kafa vurmak için bekleyeceğine dışarda dönen topları bekliyor,şut atmaya çalışıyor.Bu şaşkınlık niye.Neden bu acemilik.Herkes şaşırmış gibi davrandı.Bu takımın kaptanı ne yapıyor.

Bugünkü maç o kadar karamsar bir hava yarattı ki inşallah bu hava çabuk dağılır.Artık ligde hiçbir maç kolay değil.Her takım,her takıma puan kaybedebilir pozisyona geldi.

Abdullah Aksoğan
abdullahaksogan@hotmail.com


BİZDE SİZİ BEKLİYORDUK!

Aslında sevdiğim şey,maç yorumu yapmak.maç yorumu yapmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum.Ancak maçı izleyemedim özel işlerimden dolayı.o an yoldaydım.İzleme fırsatım olmadı.İyikide izlememişim.Bu kadar haksızlığı sinirlerimin kaldıracağını düşünmüyorum.

Bu şekilde şampiyon olmak bazılarının hoşuna gidebilir.Ancak yıllar öncesini unutmasınlar.Sinan Enginin karanlık güçlerle aldıkları şampiyonluğu bir sonraki sene boğazlarına Fenerbahçe dizmişti.Şimdide bunu yapacak güçte var onurda var haysiyette var bu kulüpte.Gerekeni yapmasını biliriz.

Zaten bizde sizi bekliyorduk.Hazırlıksız yakalanmadık yani,nerede kalmıştınız,hoşgeldiniz.Bi